Türkiye’nin gıda dayanıklılığı karnesinde zayıflar var, ikmale kaldık
Market rafları, cebimiz dolu olduğu sürece kendimizi güvende hissediyoruz. Bir ülkede yeterince gıda olmasını ve halkın gıdaya finansal olarak erişebilme kabiliyetini gıda güvencesi olarak anlatıyoruz. Oysa gıda dayanıklılığı bambaşka bir kavram.
Economist Impact’in 2026 Resilient Food Systems Index’i 60 ülkeyi sadece üretime göre değil; erişilebilirlik, tedarik sürekliliği, gıda güvenliği ve iklim risklerine uyum kapasitesine göre değerlendirdi. Listenin en dayanıklıları Portekiz, Fransa, Birleşik Krallık, Japonya ve Hollanda gibi ülkeler olsa da hiçbir ülke tam olarak dayanıklı değil.
Listenin sonunda Demokratik Kongo Cumhuriyeti gibi iklim, altyapı ve yönetişim sorunları yaşayan ülkeler var. Türkiye 56,68 puan ile listenin 47. sırasında, Gana, Şili gibi pek çok ülke bizden daha dayanıklı. Karnemizdeki zayıfları nasıl okumak gerekiyor, tarım gıda sistemimizdeki açıklar nereden kaynaklı hiç ölçtük mü?
“Gıda güvencesi” ile “gıda dayanıklılığı” aynı şey değil
Tarım/gıda sistemlerinin “kuraklık, sel gibi, aşırı hava koşullarına, jeopolitik istikrarsızlığa, salgın hastalıklara, yangına, enerji krizlerine, savaşlara, tedarik zinciri kırılmalarına karşı işleyişini sürdürebilme yeteneği olarak tanımlanan “gıda dayanıklılığı puanımız” gelecek yıllardaki gıda enflasyonunu, üretkenliği belirleyecek. En mühim soru, bugün yeterli olan kaynaklar yarına kalacak mı, yeterli mi, değişen iklime uyumlanabildik mi?
Karın tokluğuna yoksulluk
Endeksin en endişe verici bulgusu en büyük 15 gıda ihracatçısı ülkenin ortalama dayanıklılık puanı 71 iken en büyük 15 gıda üreticisi ülkenin puanı 65,9 olması. Bu ülkeler küresel gıda dayanıklılığı için çok önemli. Daha kötüsü dünyanın yüzde 62’sinde en ucuz beslenme hane halkalrının gelirinin yüzde 60’ını tüketiyor. Karın tokluğuna yoksulluk derinleşen antroposen ironisi. Araştırmanın destekleyicisi........
