Lojistik merkezler yönetmeliği ve Karasu-Köstence hattı
UTİKAD Başkanı BİLGEHAN ENGİN
Lojistik Merkezler Yönetmeliği’nin 2023’ten sonra bugünlerde güncellenmesi sürecini takip ediyoruz. Esasen Lojistik Merkez olarak tanımlanan ve kurgulanan yerlerin nasıl yönetilmesi gerektiği konusunu çerçeveleyen bir yönetmelik olarak bu metin, bugün iyiden iyiye temel bir metin olarak düşünülmeli. Nedeni etrafımızda gelişen büyük jeopolitik gerilimlerle ilgili; Süveyş Kanalı ve Hürmüz Boğazı gibi önemli ticari kavşakların etrafında dönen ve tüm Orta Doğu’yu sarsan gerginlik ve savaş durumu.
Türkiye kilit konumu ve güçlü lojistik altyapısıyla, bitmesini dilediğimiz ancak maalesef devam eden bu gerilimlerden kazançlı çıkması mümkün olan bir bölge ülkesi. Şimdilik bu böyle ve umarım kalıcı barışın hakim olmasıyla bu durumu kalıcı kazanca dönüştüreceğiz. Yönetmelik taslağında “Lojistik Merkez, en az iki taşıma moduna hizmet verebilecek altyapıya sahip özel yer” olarak tanımlanıyor. Olumlu ve böyle geçmesi gereken ancak “bir parça eksik” bulduğumuz bir tanımlama. Eksik parça ise bize göre gümrükten kaynaklanıyor. Bu tanıma “gümrüklü ve serbest depolama ve saklama alanlarını haiz” gibi bir ifade de eklenirse, eksik parça tamamlanmış olacak.
Doğrudan jeo-stratejiyi etkileyecek bir konu
Lojistiğe dayalı temel bir konuyu tartışırken, Türkiye’nin jeo-stratejik konumuna hep atıf yapılır. Coğrafya bağlamında Türkiye’nin lojistik perspektifinden stratejisinin en doğru şekilde tanımlanması için yapılabileceklerin arasında bahse konu yönetmeliğin önemi yüksektir. Zira pratikte Türkiye coğrafyasına yayılmış ve yayılacak olan lojistik merkezleri kurguluyorsunuz. Doğrudan jeo-stratejiyi etkileyecek bir konudur bu; hem ticari hem de askeri anlamlarıyla…
Coğrafyadan devam edelim. Bu günlerde Orta Doğu ve Doğu Akdeniz çok hassas ve dolayısıyla gündemimizde geniş bir yer kaplıyor. Ancak Karadeniz de Türkiye için vazgeçilmez bir önemde.
Türkiye, Akdeniz’de olduğu gibi Karadeniz’de de en uzun kıyı şeridine sahip ülke olarak bu coğrafyaların en söz sahibi ülkesi konumunda. Karadeniz ticaretinde ülkemiz ticari konumunu güçlendiriyor ancak daha yapılması gereken çok iş var. Bunların arasında, belki de en başında gelen iş ise bize göre Karasu – Köstence hattının geliştirilmesi ve kalıcı bir denizyolu hattı haline getirilmesi. Bu, Karadeniz ticaretinde Türkiye’nin elini güçlendirecek bir adım olacaktır.
Orta Anadolu, Batı Karadeniz gibi üretim noktalarımızın Balkanlar ve ötesine ihracatı, Boğaz geçişi ve karayolu sınır kapılarımızı by-pass ederek, makul maliyet ve transit süreyle Romanya’nın Köstence Limanı’na inse mükemmel bir iş olurdu. Ancak birçok girişime rağmen henüz bu iş başarılamadı. Öteden beri aslen kök nedenin maliyetler olduğu öne sürülür. Ancak bu gibi projelerin ortaya koyduğu maliyet bir değişkendir. Yani projenin içindeki fonksiyonları değiştirerek maliyeti de değiştirebilirsiniz. Karasu – Köstence projesinin fonksiyonlarının neler olabileceğine birlikte bakalım:
1.Hinterland tanımlaması yapıp ve yük potansiyelini dikkate alarak optimum sefer sıklığı oluşturulmalı. Gün aşırı olarak kurgulanacak sefer sıklığı talep oluşmasına ve seferlerin kalıcı hale gelmesine yol açar.
2 Bununla beraber Karasu’da gümrük hizmetlerinin bu sefer sıklığına uygun olarak verilmeye başlanması gerekir.
3 Intermodal taşımacılık yakın geleceğin başarılması gereken lojistik koludur. Bu nedenle Karasu limanına demiryolu bağlantısı getirilmelidir. Bu taşımacılık yönteminin, karbon emisyonlarından, sürücü ve rota optimizasyonuna kadar birçok alt-alanda iyileşmeye neden olacağı bilinen bir gerçektir.
4 Karasu Limanı’na uğrayan RORO seferlerinin çeşitlilik göstermesi ve limanda rekabetin teşvik edilmesi gereklidir. Tek bir şirketin sunduğu haftalık 1-2 günlük seferler doğru bir servis modeli değildir.
5 Liman hinterlandı daha ziyade tarım ürünleri ve gıda ticaretine yönelik olduğundan dolayı, Köstence tarafında gıda ihtisas gümrük hizmetlerinin kesintisiz olarak verilmesi bir başka zorunluluktur. Bu konu için Romanya makamlarıyla irtibatta olunması gerekir.
6 Karasu Limanı’nda yukarıdaki hususlara yanıt verecek doğru işletim ve yatırım modeli uygulanmalıdır.
Yukarıdaki maddelere bazı eklemeler daha yapılabilir. Ancak bu adımların eş zamanlı olarak atılmasıyla ortaya stratejik bir ticari hat çıkacak, geniş hinterlandın ticari emtiası bu hatta akmaya başlayacak, bölgesel kalkınma başlayacak ve Türkiye’nin Karadeniz havzasında jeo-stratejik pozisyonu güç kazanacaktır. Böylelikle bölgede konumlanmış ve konumlanabilecek lojistik merkezlerin de bir anlamı olacaktır. Dahası Doğu Marmara ve İstanbul transit trafiği rahatlayacaktır. Kapıkule sınır kapısı üzerindeki baskı azalacaktır. Türkiye’nin önünde, küçük hamleler ve nispeten mütevazı bütçelerle stratejik konumundan katma değerli kazançlar elde etmek noktasında birçok fırsat vardır.
