Gümrük Birliği anlamını yitirmedi: AB stratejik körlük içinde
Ekonomist Can SELÇUKİ
Avrupa bugün ticaret politikasını yalnızca serbestleşme üzerinden değil, açık biçimde ekonomik güvenlik ve stratejik özerklik kavramları üzerinden yeniden tanımlıyor. Tedarik zincirlerinin kısaltılması, kritik sektörlerde yerelleşme ve “dost ülkelerle üretim” söylemi artık Brüksel’in temel refleksi. Ancak tam da bu noktada ciddi bir çelişki ortaya çıkıyor: Avrupa, kendi ekonomik güvenlik mimarisini inşa etmeye çalışırken, bu mimarinin en doğal ve en güçlü tamamlayıcısı olan Türkiye’yi sistemin dışında bırakıyor.
Bu tercih, teknik bir ihmal değil; stratejik bir okuma hatası. Bugün Avrupa Birliği, bir yandan Made in Europe yaklaşımıyla üretimi kıta içine çekmeyi, sanayisini korumayı ve tedarik risklerini azaltmayı hedefliyor; diğer yandan Türkiye ile neredeyse otuz yıldır yürürlükte olan Gümrük Birliği’ni güncellemeden, hatta fiilen işlevsizleştirerek yoluna devam ediyor. Oysa bu iki yönelim birbiriyle uyumlu değil.
Çünkü Gümrük Birliği, Türkiye’yi Avrupa sanayisinin ayrılmaz bir parçası haline getirmiş durumda. Otomotivden beyaz eşyaya, makineden tekstile kadar birçok sektörde “Avrupa’da üretilmiş” sayılan ürünlerin önemli bir kısmı fiilen Türkiye’de üretiliyor. Türkiye bugün Avrupa’nın ucuz işgücü deposu değil; ölçek, hız ve regülasyon uyumu sunan bir sanayi ortağı.
Bugün Gümrük Birliği gerçekten sorunluysa, bunun nedeni Türkiye’nin sistem dışına düşmesi değil; AB’nin ekonomik entegrasyonu siyasi koşullulukla kilitlemesidir. Hizmetler, tarım, dijital ekonomi ve kamu alımlarını içermeyen bir yapı........
