Her başarı kurumu güçlendirir mi?
Bir yönetim kurulu toplantısında her şey kusursuz görünüyordu. Hedefler tutturulmuş, maliyetler düşmüş, performans artmıştı. Ancak birkaç ay sonra aynı şirketten üst düzey yöneticiler hızla ayrılmaya başladı. Kurum dışarıdan güçlü, içeriden kırılgandı. Bu tür hikayeler artık istisna değil. Yönetim literatürünün bu durumu açıkladığı bir kavram var: Kurumsal psikopati.
Psikopati kelimesi genellikle suç dünyasıyla ilişkilendirilir. Oysa son 15 yılda yapılan araştırmalar, bu kişilik özelliklerinin şirketlerin en üst katlarında da görülebildiğini ortaya koyuyor.
Psikolog Paul Babiak ve Robert Hare, iş dünyasında psikopatik özelliklere sahip yöneticilerin beklenenden daha yaygın olduğunu belirtiyor. Robert Hare, “Snakes in Suits” adlı kitabında bu kişilerin çoğu zaman karizmatik, ikna edici ve sonuç odaklı göründüğünü, bu nedenle organizasyon içinde hızla yükseldiklerini vurguluyorlar. Ancak uzun vadede bıraktıkları iz, büyüme yerine kurumsal erozyon oluyor.
Kurumsal psikopatinin en tehlikeli yönü görünmez olması. Bu liderler genellikle kısa vadede başarılı görünüyor. Kararları hızlı, risk almaktan çekinmiyor ve kriz anlarında güçlü bir profil çiziyorlar. Ancak empati eksikliği, etik sınırların kolay aşılması ve manipülatif davranışlar zamanla organizasyonun bağ dokusunu zayıflatıyor.
İngiltere’de Portsmouth Üniversitesi’nden Prof. Clive Boddy’nin çalışmaları bu konuda çarpıcı sonuçlar ortaya koyuyor. Boddy, psikopatik özellikler taşıyan yöneticilerin bulunduğu şirketlerde çalışan bağlılığının düştüğünü, işten ayrılma oranlarının arttığını ve kurum içi güvenin hızla erozyona uğradığını gösteriyor. Daha önemlisi, bu liderler kısa vadede performans yaratırken, uzun vadede şirketin sürdürülebilirliğini zedeliyor.
Bu durum sadece çalışan psikolojisiyle sınırlı değil. Harvard Business School’dan araştırmacılar, empati eksikliği ve aşırı risk alma eğiliminin, şirketleri stratejik hatalara daha açık hale getirdiğini vurguluyor. Kurum içi geri bildirim mekanizmalarının zayıflaması, liderin hatalarının erken aşamada fark edilmesini engelliyor.
Kurumsal psikopatinin en büyük paradoksu, sistem tarafından ödüllendirilmesi. Modern şirketler hız, sonuç ve agresif büyüme odaklı olduğundan empati yerine soğukkanlılığı, işbirliği yerine rekabeti ödüllendirebiliyor. Bu da psikopatik eğilimlere sahip bireylerin yükselmesini kolaylaştırıyor. Stanford Üniversitesi’nden Prof. Jeffrey Pfeffer, liderlik seçimlerinde kurumların sıklıkla yanlış kriterlere odaklandığını söylüyor.
Pfeffer’e göre, şirketler lider seçerken çoğu zaman karizma, özgüven ve kararlılık gibi yüzeysel özellikleri önceliklendiriyor. Oysa bu özellikler, psikopatik eğilimlerle örtüşebiliyor. Gerçek liderlik göstergeleriyse güven inşa etme, uzun vadeli düşünme ve ekip gelişimini destekleme kapasitesi olarak tanımlanıyor. Kurumların uzun vadeli performansını belirleyen faktörler arasında güven, şeffaflık ve psikolojik güvenlik öne çıkıyor. Bu faktörlerin yokluğu, kısa vadeli performans artışına rağmen uzun vadeli değer kaybına yol açıyor.
Kurumsal psikopati sadece bireysel bir sorun değil aynı zamanda sistemsel bir sorundur. Bir liderin davranışı, kurumun teşvik yapısının bir yansıması. Eğer organizasyon sadece sonuçları ödüllendiriyor, süreçleri ve değerleri göz ardı ediyorsa psikopatik davranışlar daha kolay kök salabiliyor. Oxford Üniversitesi’nden ekonomist Prof. Carl Frey, modern organizasyonların giderek daha fazla performans metriklerine bağımlı hale geldiğini ve bunun liderlik davranışlarını şekillendirdiğini belirtiyor. Ölçülebilen sonuçlara aşırı odaklanma, ölçülemeyen ancak kritik öneme sahip güven, etik ve kültür gibi unsurların ihmal edilmesine neden oluyor.
Sonuçta kurumsal psikopati, sadece bir liderin sorunu olarak ifade edilemez, organizasyonun kendine tuttuğu bir ayna olarak görülmesi gerekir. Şirketler, liderlerini seçerken sadece sonuçların ötesine geçmeli ve sonuçlara nasıl ulaşıldığına da bakmak zorundalar. Çünkü liderlik, sadece performans üretmekle açıklanamaz aynı zamanda sürdürülebilir bir kurum inşa etmeyi kapsar. Güvenin olmadığı yerde, en güçlü görünen organizasyonlar bile aslında en kırılgan olanlardır.
Dikkatli olmanız gereken 5 işaret
Kurumsal psikopati çoğu zaman açıkça görülmez. Ancak dikkat edildiğinde, kurumun içinde bazı erken sinyaller kendini göstermeye başlar:
● Başarı sahiplenilir, hata devredilir.
● Korku temelli iletişim oluşur.
● Kısa vadeli sonuçlar öncelik kazanır.
● Empati zayıflar, baskı artar.
● Güven azalır, çalışan devri artar.
