menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Her başarı kurumu güçlendirir mi?

7 0
14.02.2026

Bir yönetim kurulu toplantı­sında her şey kusursuz görü­nüyordu. Hedefler tutturulmuş, maliyetler düşmüş, performans artmıştı. Ancak birkaç ay sonra aynı şirketten üst düzey yöneti­ciler hızla ayrılmaya başladı. Ku­rum dışarıdan güçlü, içeriden kı­rılgandı. Bu tür hikayeler artık istisna değil. Yönetim literatü­rünün bu durumu açıkladığı bir kavram var: Kurumsal psikopati.

Psikopati kelimesi genellik­le suç dünyasıyla ilişkilendirilir. Oysa son 15 yılda yapılan araş­tırmalar, bu kişilik özelliklerinin şirketlerin en üst katlarında da görülebildiğini ortaya koyuyor.

Psikolog Paul Babiak ve Robert Hare, iş dünyasında psikopa­tik özelliklere sahip yöneticile­rin beklenenden daha yaygın ol­duğunu belirtiyor. Robert Hare, “Snakes in Suits” adlı kitabında bu kişilerin çoğu zaman kariz­matik, ikna edici ve sonuç odaklı göründüğünü, bu nedenle orga­nizasyon içinde hızla yükseldik­lerini vurguluyorlar. Ancak uzun vadede bıraktıkları iz, büyüme yerine kurumsal erozyon oluyor.

Kurumsal psikopatinin en tehlikeli yönü görünmez olması. Bu liderler genellikle kısa vade­de başarılı görünüyor. Kararları hızlı, risk almaktan çekinmiyor ve kriz anlarında güçlü bir profil çiziyorlar. Ancak empati eksik­liği, etik sınırların kolay aşılma­sı ve manipülatif davranışlar za­manla organizasyonun bağ do­kusunu zayıflatıyor.

İngiltere’de Portsmouth Üniversitesi’nden Prof. Clive Boddy’nin çalışma­ları bu konuda çarpıcı sonuçlar ortaya koyuyor. Boddy, psikopa­tik özellikler taşıyan yöneticile­rin bulunduğu şirketlerde çalı­şan bağlılığının düştüğünü, işten ayrılma oranlarının arttığını ve kurum içi güvenin hızla erozyo­na uğradığını gösteriyor. Daha önemlisi, bu liderler kısa vadede performans yaratırken, uzun va­dede şirketin sürdürülebilirliği­ni zedeliyor.

Bu durum sadece çalışan psi­kolojisiyle sınırlı değil. Harvard Business School’dan araştırma­cılar, empati eksikliği ve aşırı risk alma eğiliminin, şirketleri stratejik hatalara daha açık ha­le getirdiğini vurguluyor. Kurum içi geri bildirim mekanizmaları­nın zayıflaması, liderin hataları­nın erken aşamada fark edilme­sini engelliyor.

Kurumsal psikopatinin en büyük paradoksu, sistem ta­rafından ödüllendirilmesi. Modern şirketler hız, sonuç ve agresif büyüme odaklı ol­duğundan empati yerine soğuk­kanlılığı, işbirliği yerine rekabeti ödüllendirebiliyor. Bu da psiko­patik eğilimlere sahip bireyle­rin yükselmesini kolaylaştırı­yor. Stanford Üniversitesi’nden Prof. Jeffrey Pfeffer, liderlik se­çimlerinde kurumların sıklıkla yanlış kriterlere odaklandığını söylüyor.

Pfeffer’e göre, şirketler lider seçerken çoğu zaman ka­rizma, özgüven ve kararlılık gi­bi yüzeysel özellikleri öncelik­lendiriyor. Oysa bu özellikler, psikopatik eğilimlerle örtüşebi­liyor. Gerçek liderlik gösterge­leriyse güven inşa etme, uzun va­deli düşünme ve ekip gelişimi­ni destekleme kapasitesi olarak tanımlanıyor. Kurumların uzun vadeli performansını belirleyen faktörler arasında güven, şef­faflık ve psikolojik güvenlik öne çıkıyor. Bu faktörlerin yokluğu, kısa vadeli performans artışına rağmen uzun vadeli değer kaybı­na yol açıyor.

Kurumsal psikopati sadece bireysel bir sorun değil aynı za­manda sistemsel bir sorundur. Bir liderin davranışı, kurumun teşvik yapısının bir yansıması. Eğer organizasyon sadece so­nuçları ödüllendiriyor, süreçle­ri ve değerleri göz ardı ediyorsa psikopatik davranışlar daha ko­lay kök salabiliyor. Oxford Üni­versitesi’nden ekonomist Prof. Carl Frey, modern organizas­yonların giderek daha fazla per­formans metriklerine bağımlı hale geldiğini ve bunun liderlik davranışlarını şekillendirdiğini belirtiyor. Ölçülebilen sonuçla­ra aşırı odaklanma, ölçülemeyen ancak kritik öneme sahip güven, etik ve kültür gibi unsurların ih­mal edilmesine neden oluyor.

Sonuçta kurumsal psikopa­ti, sadece bir liderin sorunu ola­rak ifade edilemez, organizas­yonun kendine tuttuğu bir ayna olarak görülmesi gerekir. Şirket­ler, liderlerini seçerken sadece sonuçların ötesine geçmeli ve sonuçlara nasıl ulaşıldığına da bakmak zorundalar. Çünkü li­derlik, sadece performans üret­mekle açıklanamaz aynı zaman­da sürdürülebilir bir kurum inşa etmeyi kapsar. Güvenin olmadı­ğı yerde, en güçlü görünen orga­nizasyonlar bile aslında en kırıl­gan olanlardır.

Dikkatli olmanız gereken 5 işaret

Kurumsal psikopati çoğu zaman açıkça görülmez. Ancak dikkat edildiğinde, kurumun içinde bazı erken sinyaller kendini göstermeye başlar:

● Başarı sahiplenilir, hata devredilir.

● Korku temelli iletişim oluşur.

● Kısa vadeli sonuçlar öncelik kazanır.

● Empati zayıflar, baskı artar.

● Güven azalır, çalışan devri artar.


© Dünya