Dönüşüm yönetimi: Mimarlıktan öğrenilecekler
Şirketler son yıllarda “dönüşüm” kelimesini neredeyse her strateji sunumunun merkezine koyuyor. Ancak sahaya bakıldığında bu dönüşümün çoğu zaman yeni bir teknoloji yatırımı ya da organizasyon şeması değişikliğiyle sınırlı kaldığı görülüyor.
Oysa gerçek dönüşüm, ne yaptığınızın ötesinde nasıl düşündüğünüzü değiştirmekle başlıyor. Bugün liderlik dünyasında en kritik kırılma noktası da tam burada. Artık en doğru soruyu sorabilenler öne çıkıyor: “Gerçekten neyi dönüştürmeye çalışıyoruz?”
Bu sorunun cevabı çoğu zaman tahmin edilenden daha basit. Daha fazla üretmek, daha hızlı büyümek ya da daha büyük olmak değil mevcut kaynakları daha akıllı kullanmak, karmaşıklığı azaltmak ve değeri yeniden tanımlamak… Tam da bu noktada farklı alanlar, yönetim dünyasına beklenmedik bir ayna tutuyor. Bunlardan biri de mimarlık.
Sürdürülebilir Mimarlık Küresel Ödülü (Global Award for Sustainable Architecture), bu yıl ilk kez Türkiye’de Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen uluslararası sempozyumda sahiplerini buldu.
2006 yılında mimar Jana Revedin tarafından kurulan, UNESCO ve UIA himayesinde yürütülen program, bu yıl Architecture is Transformation- Mimarlık Dönüşümdür temasıyla mimarlığın değişen rolünü yeniden gündeme taşıdı. İlk bakışta bu ifade mimarlık disiplinine ait gibi görünse de biraz yakından bakıldığında bugünün yönetim anlayışını tarif ettiği fark ediliyor. Çünkü burada söz konusu olan dönüşüm; daha az kaynakla daha fazla etki........
