menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ah nerede o eski Londra!

16 0
31.07.2026

Brexit’le azalan genç nüfus, Harrods’tan Canary Wharf’a uzanan devasa Körfez yatırımları, fırlayan kiralar ve artan güvenlik kaygıları, bir dönemin kozmopolit rüyası Londra’nın ruhunu nasıl dönüştürdü? 20 yıl önceki öğrencilik yıllarımdan günümüze, Londra'nın yitirdiği cazibesine kişisel ve sosyo-ekonomik bir bakış.

“Ah nerede o eski bay­ramlar” diye diye ge­çirdiğimiz her bayra­mı, "eskiye özlem" festivaline dö­nüştüren bir neslin evlatlarıyız. Dolayısıyla nostalji ve anın tadı­nı çıkaramama gibi özelliklerimiz çocukluktan geliyor. İşte bu öğre­tilerle büyütülmüş bir jenerasyo­nun üyesi olarak yıllar önce yaşa­dığım Londra’da yıllar sonra “Ah nerede o eski Londra” hissine ka­pılmam kaçınılmazdı.

Bundan tam 20 yıl önce City University of London’da “Ulus­lararası Gazetecilik” alanında master yapmak üzere Londra’ya taşındığımda kentin görkemli mimarisi, korunmuş tarihi, park­larının güzelliği ve hepsinden önemlisi de kozmopolit bir dünya kenti olması karşısında büyülen­miş, orada yaşamaktan büyük haz almıştım.

Dünyanın sayılı kültür-sanat başkentlerinden ve aynı zamanda finans merkezlerinden biri olan Londra; 20’li yaşlarında genç bir gazeteci için sosyal, ekonomik, kültürel, her alanda fırsatlarla do­lu bir şehirdi. Üniversitedeki sını­fımda Japonya’dan Çek Cumhuri­yeti’ne kadar dünyanın her yerin­den öğrenciler vardı ve Londra’da yaşarken kendimi bir dünya va­tandaşı gibi hissediyordum.

Gece istediğim saatte dışarı çı­kıyor, istediğim saatte eve dönü­yor, geç saatte de olsa kültür-sa­nat etkinliklerine katılıyor, öğ­renci olduğumdan ve Londra gibi pahalı bir şehirde taksi tutma im­kanım olmadığından dolayı tüm bunlara giderken belediye oto­büsü ya da metroya biniyordum. Ve kendimi hep özgür ve güvende hissediyordum. İngilizlerin “Bin­ge drinking” dedikleri aşırı alkol kullanımından doğan taşkın ha­reketleri dışında sokaklarda be­ni rahatsız eden hiç bir şey yoktu.

Şehrin çekim merkezlerinden bir olan Oxford Street’e sadece birkaç durak uzaklıkta oturmama rağmen Oxford Circus, Regent Street, Picadilly Circus, Covent Garden, Leicester Sqaure gibi ca­zibe merkezlerine her gittiğimde ve Londra’nın gösterişli caddele­rinde her yürüdüğümde etrafım­daki binalara, mağazalara, kitap­çılara bakmaktan kendimi alıko­yamazdım.

Londra’ya en son geçen hafta gittiğimde ise bambaşka bir man­zarayla karşılaştım. Londra eski Londra değildi, o eski cazibesini büyük ölçüde yitirmişti. Bir ke­re sokakta yürürken artık eski­si kadar genç ve uluslararası bir........

© Dünya