Standartlardan stratejiye: Avrupa Birliği’nin kurumsal yorgunluğu
1957 Roma Antlaşması ile temelleri atılan Avrupa Birliği, tarihte eşi görülmemiş bir hukuk ve ekonomi projesiydi. Amaç, savaşın yıkıntıları üzerinde, hukukun üstünlüğüne dayalı bir refah düzeni kurmaktı.
Bu model uzun süre başarılı oldu. 1990 yılında Avrupa Birliği’nin dünya GSYH’sindeki payı yaklaşık yüzde 25 seviyesinde, ABD ile neredeyse aynıydı. Bugün AB’nin oranı yüzde 14–15 bandına gerilemiş durumda. Çin ise yüzde 2’den yüzde 18’e yükseldi. Bu tek başına bile Avrupa’nın göreli gerilemesini anlatan güçlü bir istatistiktir.
Thomas Mann, Buddenbrooklar romanında bir ailenin çöküşünü anlatırken şu tespiti yapar: “Refah, karakteri zayıflatır; zayıflayan karakter ise refahı sürdüremez.” Avrupa Birliği’nin bugünkü durumu da bu metaforu andırmaktadır. Birlik, hukuk ve düzen kurmada olağanüstü başarılı olmuş ancak dinamizm ve rekabet üretme kapasitesini aynı ölçüde koruyamamıştır.
Hukuk ve ekonomi: Düşman kardeşler
Avrupa Birliği dünyanın en sofistike hukuk sistemlerinden birini oluşturmuştur. Rekabet hukuku, veri koruma standartları (GDPR), tüketici hakları ve çevre normları küresel referans haline gelmiştir. Ancak hukuk normlarının aşırı kurumsallaşması, ekonomik dinamizmi sınırlayan bir bürokratik ağırlığa dönüştü.
Bugün dünyanın en değerli 20 teknoloji şirketinin 18’i ABD ve Çin merkezlidir. Avrupa’dan bu listeye giren şirket sayısı ise yalnızca 1. Avrupa’nın en büyük şirketleri hâlâ bankacılık, enerji ve sanayi sektöründedir. ABD’de Apple, Microsoft, Nvidia gibi........
