menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Standartlardan stratejiye: Avrupa Birliği’nin kurumsal yorgunluğu

5 0
28.02.2026

1957 Roma Antlaşması ile te­melleri atılan Avrupa Birliği, tarihte eşi görülmemiş bir hukuk ve ekonomi projesiydi. Amaç, sa­vaşın yıkıntıları üzerinde, huku­kun üstünlüğüne dayalı bir refah düzeni kurmaktı.

Bu model uzun süre başarılı oldu. 1990 yılında Avrupa Birliği’nin dünya GSY­H’sindeki payı yaklaşık yüzde 25 seviyesinde, ABD ile neredeyse aynıydı. Bugün AB’nin oranı yüz­de 14–15 bandına gerilemiş du­rumda. Çin ise yüzde 2’den yüz­de 18’e yükseldi. Bu tek başına bi­le Avrupa’nın göreli gerilemesini anlatan güçlü bir istatistiktir.

Thomas Mann, Buddenbrook­lar romanında bir ailenin çökü­şünü anlatırken şu tespiti yapar: “Refah, karakteri zayıflatır; zayıf­layan karakter ise refahı sürdüre­mez.” Avrupa Birliği’nin bugün­kü durumu da bu metaforu andır­maktadır. Birlik, hukuk ve düzen kurmada olağanüstü başarılı ol­muş ancak dinamizm ve rekabet üretme kapasitesini aynı ölçüde koruyamamıştır.

Hukuk ve ekonomi: Düşman kardeşler

Avrupa Birliği dünyanın en so­fistike hukuk sistemlerinden bi­rini oluşturmuştur. Rekabet hu­kuku, veri koruma standartları (GDPR), tüketici hakları ve çevre normları küresel referans haline gelmiştir. Ancak hukuk normla­rının aşırı kurumsallaşması, eko­nomik dinamizmi sınırlayan bir bürokratik ağırlığa dönüştü.

Bugün dünyanın en değerli 20 teknoloji şirketinin 18’i ABD ve Çin merkezlidir. Avrupa’dan bu listeye giren şirket sayısı ise yal­nızca 1. Avrupa’nın en büyük şir­ketleri hâlâ bankacılık, enerji ve sanayi sektöründedir. ABD’de Apple, Microsoft, Nvidia gibi........

© Dünya