menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Munzam zararın sessiz çığlığı

13 0
01.08.2026

Yabancı yatırımcı açısından da yerli girişimci açısından da en önemli güvence, haklı çıkıldığında gerçek zararın makul süre içinde ve ekonomik değerini koruyacak biçimde telafi edileceğine olan inançtır. Bu güven zedelendiğinde yalnızca alacaklı değil, piyasanın tamamı maliyet öder.

Ekonomi ile hukuk arasındaki ilişki çoğu zaman teknik bir tartışma gibi görülür. Oysa yatırım kararlarından kredi maliyetlerine, ticari hayattan vatandaşın mül­kiyet hakkına kadar uzanan geniş bir alanda hukuk düzeninin eko­nomik gerçeklikle kurduğu bağ, ül­kelerin kalkınma kapasitesini be­lirleyen temel unsurlardan biridir. Sermayenin güven aradığı bir dün­yada hukuk sistemi uyuşmazlık çözen bir mekanizmanın ötesinde ekonomik davranışları şekillendi­ren görünmez bir düzenleyicidir.

Türkiye’nin son yıllarda yük­sek enflasyonla mücadele ettiği süreçte en fazla tartışılması gere­ken konulardan biri de munzam zarar, diğer adıyla aşkın zarar kurumudur. Çünkü yüksek enf­lasyon karşısında yıllarca tahsil edilemeyen alacakların yalnızca nominal faizle korunmaya çalı­şılması, mülkiyet hakkının eko­nomik içeriğini önemli ölçüde aşındırmaktadır. Hukukun gö­revi sadece borcun ödenmesini sağlamak değil, alacaklının ger­çek ekonomik kaybını da telafi edebilmektir.

Bu tartışmanın kamuoyun­da daha görünür hale gelmesin­de eski dostum Av. Mehmet Ge­dikbaş’ın fikirleri teorik manada zihin açıcı oldu. Sosyal medyada geniş yankı uyandıran değerlen­dirmelerinde dikkat çektiği temel nokta aslında finans teorisinin en eski prensiplerinden biridir: Pa­ranın zaman değeri. Finans lite­ratüründe bugün elde bulunan bir liranın yarın elde edilecek bir li­radan daha değerli olduğu kabul edilir. Hukuk düzeninin bu eko­nomik gerçeği tamamen göz ardı etmesi mümkün değildir. Çünkü geciken ödeme yalnızca bir bor­cun geç ifası değil, aynı zamanda ekonomik değerin önemli ölçüde azalması anlamına gelir.

Bugün birçok hukuk otoritesi­nin üzerinde birleştiği temel nok­ta da budur. Hukuk ve Ekonomi (Law & Economics) yaklaşımına göre hukuk kuralları ekonomik aktörleri doğru davranışa yönlen­dirmeli, yanlış teşvik mekaniz­maları oluşturmamalıdır. Hukuki düzenleme ekonomik rasyonali­teyi tamamen tersine çevirdiğin­de yalnızca bireysel uyuşmazlık­lar değil, bütün piyasa dengesi za­rar görmeye başlar.

“Tersine teşvik” sorunu

Türkiye’de uzun........

© Dünya