menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Made in Europe meselesi, memleket meselesi

25 0
13.02.2026

Literatürümüze hızla giren Made in Euro­pe kavramı ile akla ge­len ilk soru, acaba yeni bir sanayi milliyetçiliği mi doğuyor oldu. Avrupa Birliği son yıllarda ses­siz de olsa önemli bir dö­nüşüm yaşama gayreti içerisinde. Gayreti içe­risinde diyorum, çün­kü tam da yapmak istediğini net olarak ifade edemiyor. Ancak her ne olursa olsun, bir dönüşüm adı açıkça konulmasa da sahada tek bir mesaj veriliyor: “Üretimi Av­rupa’ya geri getir.”

Pandemi, Ukrayna savaşı, ener­ji krizi, Kızıldeniz gerilimi ve Çin’e bağımlılık, Brüksel’de tek bir refleksi güçlendirdi, o da stra­tejik otonomi. Bugün artık konu ticaret yapmanın çok daha öte­sinde. Daha çok yakın bir zamana kadar, korumacılık ve üretimin yeri böylesine önemli değilken, artık gelinen noktada kim üre­tiyor, nerede üretiyor ve kimin standartlarıyla üretiyor sorula­rı çok fazla öne çıktı. Ve Avrupa için her geçen gün bu sorunun ce­vabı giderek daha fazla “Made in Europe” oluyor.

“Made in Europe” hukuki ola­rak tek başına bağlayıcı bir men­şe statüsü konumunda değil. AB mevzuatında esas olan ülke bazlı menşedir aslında, Made in Ger­many, Made in Italy gibi. Ancak fiiliyatta görünen o ki “Made in Europe” artık bir pazarlama slo­ganından çok daha ötesine geç­meye hazırlanıyor. Tedarik zin­ciri güvenliğinden, karbon ayak izine, yeşil mutabakat uyumuna, sosyal ve çevresel standartlardan jeopolitik güvenliğe varıncaya ka­dar pek çok gerekliliğin yerine ge­tirildiği anlamına da gelebileceği­ni görmek zor değil.

Avrupa Birliği neden bu nok­taya geldi diye meseleye baktı­ğımızda en önemli sebeplerin başında kritik hammaddelerde Çin’e olan........

© Dünya