Hindistan AB el sıkışmasını iyi okumak gerekiyor
Son 15 yılda Hindistan dünya ticaretinde sessiz sedasız, bir o kadar da güçlü bir sıçrama yaptı. Eskiden daha çok yazılım hizmetleri ve çağrı merkezleriyle anılırken; bugün ilaçtan otomotive, savunmadan dijital hizmetlere, geniş bir alanda önemli bir oyun kurucu olarak nitelendiriliyor. Nüfusu 1,4 milyarı geçti, genç bir iş gücü var, iç pazarı devasa.
Bu da ülkeyi hem üretim hem tüketim açısından cazip bir merkez haline getiriyor. Özellikle Çin’e alternatif arayan Batılı şirketler için Hindistan artık ciddi bir seçenek. Tedarik havuzunu çeşitlendirelim diyen firmalar rotayı yavaş yavaş Yeni Delhi’ye kırıyor. Bu tabloyu gören Avrupa 20 yıldır süren flörtün ardından bir anda Hindistan ile Serbest Ticaret Anlaşmasını (STA) sonuçlandırdı. Henüz imzalanmamış olsa da, anlaşmanın prensip olarak 2027 başında yürürlüğe girmesi bekleniyor.
Olası bir STA, AB ile Hindistan arasında gümrük vergilerinin düşmesi, bazı sektörlerde sıfırlanması, hizmet ticaretinin kolaylaşması ve yatırımın önünün açılması anlamına gelecek. Şu anda AB, Hindistan’ın en büyük ticaret ortaklarından biri. Ama potansiyelinin altında bir ticaret hacmi var. Vergiler düşünce özellikle otomotiv, makine, kimya, ilaç, tekstil ve tarım sektörlerinde artışın olacağına kesin gözüyle bakmak gerekir. Avrupa kaliteli sanayi ürünleri satar, Hindistan hem uygun maliyetli üretim hem de büyüyen pazarını sunar. İki taraf da kazan-kazan mantığıyla ilerler.
Çin’e karşı denge hamlesi
Bu anlaşmayı sadece ticaret değil, jeopolitik bir hamle olarak da yorumlamak gerekiyor. AB hiç şüphesiz Çin’e olan........
