menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Altına hücum

37 6
10.01.2025

Yüzyıllardır altına düşkün bir millet oldu­ğumuz aşikar. İstanbul Altın Borsası’nın eski başkanlarından Serdar Çıtak, kaleme al­dığı bir eserde “Hunlarla başlayıp Selçuklu­lar, Osmanlılar ve günümüz Türkiye’sine kadar uzanan dönemde bu parlak sarı metal, her za­man gizemini ve çekiciliğini korumuştur” di­yerek altının Türkler için önemli bir sembol olduğunu dile getirmişti.

Gerek bir güç göster­gesi olması, gerek hediye unsuru taşıması, ge­rek çok önemli bir süs malzemesi olması altı­nı hep cazip kılmıştır. İlave olarak önemli bir tasarruf ve yatırım aracı görülmesi de altının önemini hep yüksek kılmıştır. Takas işlemle­rinde dahi önemli tercih araçlarından birisi olan altın, küresel ekonomide önemli bir yere sahiptir. Ve aynı zamanda uluslararası rezerv para birimi olarak da kullanılır.

Altının ülkemizde üretiminin düştüğü bir dönem ile ithalata kota konulması aynı zaman­lara gelince ülke içerisinde altına ulaşmak da zor hale geldi. Öyle ki, ekim ayında eski üst dü­zey devlet görevlilerinin İstanbul Havalimanı VIP terminalinde valizlerinde altın yakalanır hale geldi. 175 milyon değerinde 60 kg kaçak altının yakalanması sonrası, devletin üst erka­nının kontrol edilmeksizin uçağa binebildiği havalimanı VIP salonu da artık kontrol edilir hal aldı. Yaşanan olayın ne denli yüz kızartıcı olduğuna değinmiyorum bile.

Peki ne oldu da bu duruma gelindi. Altın Ma­dencileri Derneği Başkanı Hasan Yücel, Türki­ye’nin altın üretiminin son 5 yıl içinde 10 ton azaldığını söylerken, 2020’de 42 ton seviyesin­de gerçekleşen........

© Dünya