Stratejiye bakışımız değişmeli
Uzun yıllar boyunca strateji, geleceği tahmin etme ve bu tahmine göre kaynakları uzun vadeli bir plana bağlama işi olarak görüldü. Pazar büyüklükleri hesaplandı, beş yıllık hedefler kondu, bütçeler oluşturuldu, yatırımlar takvime bağlandı. Görece istikrarlı dönemlerde bu yaklaşım işe yarıyordu. Çünkü geçmiş, geleceğin makul bir göstergesiydi.
Bugün ise aynı varsayım giderek daha tehlikeli hale geliyor.
Jeopolitik gerilimler, ticaret savaşları, bölgesel çatışmalar, enerji ve tedarik zinciri kırılmaları, yapay zekânın baş döndürücü hızı, regülasyonlar, iklim riskleri ve sermayenin yönündeki ani değişimler şirketleri çok daha oynak bir dünyaya taşıdı. Bir sektörün rekabet dengesi birkaç yıl içinde değil, birkaç ay içinde değişebiliyor. Dün stratejik avantaj olan bir yetkinlik bugün standart hale gelebiliyor; bugün küçük görünen bir teknoloji yarın iş modelinin merkezine oturabiliyor.
Eski strateji anlayışı neden yetersiz kalıyor?
Böyle bir dünyada eski strateji anlayışının en büyük sorunu, belirsizliği azaltmaya çalışmasıdır. Oysa belirsizlik artık ortadan kaldırılacak bir problem değil, yönetilmesi gereken kalıcı bir koşuldur.
Bu nedenle stratejiye bakışımızı değiştirmeliyiz.
Strateji artık “geleceği........
