İnsanlara güvenin, ama sistem isteyin!
Türkiye’de dünyanın geri kalanından bir miktar daha fazla gözlemlediğimiz bir olgu var: işleri tamamen insanlara dayalı yürütmek. “E Bertan hocam, kimle yürütelim?” demeyin hemen, açıklıyorum.
Tamamen insanlara dayalı derken sistem, prosedür ve kontrollere çok önem vermeden yönetmekten bahsediyorum. Yani insana dayalı yönetim.
İnsana bağımlılık ne demek?
İnsanlar şüphesiz işletmelerin temel direği. Ancak sadece insana dayalı yürütülen işler sürdürülebilir olmaz. Örneğin bir departmanınızın bir yöneticisi var. Güvenilir, çalışkan bir arkadaş. Dürüst. Kendisiyle çalışmanın büyük şans olduğunu düşünüyorsunuz. Ancak bu departmanın tüm kritik işleri, kararlar, modeller, formüller, reçeteler veya kritik müşteri ilişkileri de bu arkadaşta.
Bu arkadaşımızın herhangi bir sebeple bizle çalışmaması halinde tüm know how’ı alıp gitmesi kaçınılmaz. Belki kendisi ile anlaşamadınız, ya da daha iyi reddedilemez bir teklif aldı. İşte size ait tüm bilgi ve becerler uçtu gitti.
İşin kötü yanı bu arkadaşların çoğu iyi niyetli olsa da bir kısmı, bu durum lehine kullanıyor. Yönettiği alanlarda özerk cumhuriyetler kuranları da çok gördüm. Hatta bu durum öyle ileri noktaya gidebiliyor ki, değil profesyonel CEO’yu........
