menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yeşilden kırmızıya

25 0
05.03.2026

Bir renk değişimi izliyoruz. Dünyaya bir­kaç yıldır yeşil anlatılıyor: iklim hedef­leri, dönüşüm planları, net sıfır taahhütleri, temiz enerji yatırımları, sürdürülebilir kal­kınma.

Konferans salonlarında, zirve me­tinlerinde, şirket sunumlarında, kalkınma ajandalarında hep aynı renk öne çıkarılıyor: Yeşil. Ama sistemin gerçek rengi kriz anın­da belli oluyor. Ve o renk, giderek daha fazla kırmızıya dönüyor. Kırmızı ise Ortadoğu’da dökülen kanın rengi…

Bu yüzden bugün İran’a bakarken sadece bir güvenlik krizine, bölgesel bir hesaplaş­maya ya da bir askeri tırmanmaya bakmı­yoruz. Aynı zamanda çok daha büyük bir şe­yin iç yüzünü görüyoruz: Fosil enerji bağım­lı dünya düzeninin, kendisini korumak için ne kadar hızlı şekilde sert güce dönebildiği­ni… Ve bunun, her defasında geçici bir istis­na gibi sunulup kalıcı bir yönetim biçimine dönüşmesine seyirciyiz.

Fosil düzenin siyasal tercihi

Trump’ın Paris Anlaşması’ndan çekilme­sini o gün yalnızca bir iklim politikası ter­cihi gibi okumak, meselenin asıl tarafını ka­çırmamıza neden oluyor. O karar, teknik bir çevre politikası hamlesinden ibaret değildi. Aslında bir siyasal tercih beyanıydı. “Ben bu kurallarla bağlı değilim” cümlesinin başka bir versiyonuydu. Hatta daha çıplak haliyle şuydu: “Ben enerji düzeninde elim serbest........

© Dünya