Sisin içinden “Trans-Lunar” bir yolculuk: Enflasyon raporu, hizmet ve gıda fiyatları
“İnsan makine, yarı insan kimse. İnsan makine, süper insan kimse”
Artemis II rampada. İnsanlık Ay’a dönmeye hazırlanıyor. Bu da ister istemez Apollo programını yeniden hatırlatıyor. Ekonoritmiks daha önce o programı birkaç kez masaya koymuştu. Çünkü uzay yolculuğu, ekonomi politikası için iyi bir metafor değil; iyi bir mekanizma örneği.
Roketler fırlatıldıkları gibi hedefe ulaşmaz. Genellikle önce Dünya çevresinde bir yörüngeye yerleşirler. Orada hız, açı ve enerji yeniden kalibre edilir. Ardından Trans-Lunar Injection ile ikinci bir ateşleme yapılır ve araç Ay’a giden transfer yörüngesine sokulur. SpaceX bile bu süreci atlayamaz. Fizik buna izin vermez – en azından şimdilik.
Enflasyon da benzer şekilde yalnızca faiz artışıyla hedefe düşmez. Faiz artışı, ilk ateşlemedir. Ancak tek başına yeterli değildir. Makro-ihtiyati çerçeve ve maliye politikası eşlik etmedikçe ekonomi kendi yörüngesine tam oturmaz. Çünkü fiyatlar farklı katmanlarda farklı katılıklar üretir.
Newton’un “vis insita” prensibi burada belirleyicidir. Atalet, hareketsizlik değildir; mevcut doğrultunun korunmasıdır. Yani ekonometrik değişkenler bir kez hız kazandığında yönünü değiştirmek kolay değildir. Rota düzeltmesi enerji ister, zaman ister, sabır ister.
Ay’a ulaşmak için uzay aracının Δv bütçesini doğru kullanması ve hızını doğru pencerede tutması gerekir. Merkez bankası açısından bu, reel faizdir. Enflasyon düşerken nominal faiz indirimi yapılabilir; çünkü önemli olan yönün korunmasıdır. Hız değil, doğrultu belirleyicidir.
Ay’a ulaşıldığında motorlar tekrar ateşlenir. Aşırı ateşleme Ay yüzeyine çarpmak demektir. Ekonomide bu, sert iniştir. Yetersiz ateşleme ise yörüngeyi ıskalamaktır. Bu da fiyat istikrarının kaybı ve yeni bir enflasyon sarmalıdır. İnce ayar burada başlar.
Yılın geri kalanında hedefe yakınsamayı destekleyen iki temel dinamik öne çıkıyor. Üstelik faiz indirimleri sürerken:
1Hizmet tarafında atalet artık........
