Herhangi bir pazartesi günü: Çin kapasitesinin K'sı
“Bir an evvel. Ya da bir an geç. Bak işte yine ıskaladın.” Tony D’Amato (Al Pacino), Any Given Sunday
Al Pacino’nun meşhur soyunma odası hitabının gerçek hayattaki çağrışımlarından Marty Schottenheimer maçlarını ekseri pazar günleri oynardı. #Ekonoritmiks ise pazartesi günleri yazıyor.
Bundan iki yıl önce #Ekonoritmiks’in çıkış yazısının başlığı “Deflasyon Rüzgarları” idi. Aradan geçen sürede rüzgâr dinmedi. Zaman zaman yönü değişti, dönem dönem şiddeti farklılaştı. Ancak küresel fiyat seviyeleri halen aşağı yönlü basınç taşıyor. Fed faiz indirim patikasını henüz bozmadı. İngiltere Merkez Bankası faize dokunmakta zorlanıyor. Brezilya gevşeme döngüsüne girdi. ECB’nin yarım yürekli faiz artırımına piyasa euroyu 1,13’e indirerek cevap verdi. TCMB de faiz indirim döngüsüne yeniden dönmek için gün sayıyor.
29 yıllık kariyerinde Schottenheimer’ın bazı play-off karşılaşmaları cumartesi günlerine de denk gelirdi. #Hashtag de #Ekonoritmiks’in bazı cumartesi günleri konuları K-ekonomisi çerçevesinde daha derinlemesine değerlendirdiği yazılar. Çin, bu seride önemli bir yer tutuyor. Nitekim Foreign Affairs’in de Michael Froman’ın son makalesiyle Çin’in kapasite fazlasını bir sonraki küresel finansal kriz ihtimali üzerinden tartışmaya açması tesadüf değil.
Kapasite: K’sı var, çıkış kapısı yok
İki yıldır izlediğimiz basınç merkezi giderek daha belirginleşiyor: Çin’in kendi içinde eritemediği kapasite fazlası. 30 Aralık 2024 tarihli “Go Ustası Dama Tahtasında” yazımızda Çin’in üretim fazlasını dünya pazarlarına taşıdığını ve renminbinin bu aktarımda kritik rol oynadığını incelemiştik. Hükümetin geçen yıl devreye aldığı “anti-involution” stratejisinin başarısı ile renminbinin değeri, bu basıncın nereye ulaşacağını belirleyecek.
Klasik iktisatta fiyat maliyetin altına indiğinde üretici kapasiteyi kısar. Çin’de denklem farklı çalışıyor. Çelikten polisilikona, bakırdan alüminyuma kadar üreticiler düşük hatta negatif marjlarla faaliyetlerini sürdürebiliyorlar. “Hedge” bazlı finansal mühendislik, vadeli satışlarla marjı önceden kilitleyerek spot fiyat maliyetin altına inse bile üretimi bir süre ayakta tutuyor; yerel yönetimler ise istihdam ve vergi kaygısıyla fabrika kapanışlarına direniyor. Bir sektördeki ucuz girdi diğerinin maliyet avantajına dönüşebiliyor. 20 Ekim 2025 tarihli “Doktorun Kriptoya Düşüşü” yazımızda bakır üzerinden izlediğimiz bu yapı, bugün yapay zekâ altyapısının metal talebiyle yeni bir destek buluyor.
İhracat Temmuz ayında doları bazında yıllık yüzde 23,9 arttı. Küresel yapay zekâ yatırımları sunucu, yarı iletken ve ağ ekipmanları talebini körüklerken Çin’in çip ihracatı Mayıs ayında yüzde 111 sıçradı; Pekin de veri merkezi altyapısına beş yılda yaklaşık 2 trilyon renminbi (~300 milyar ABD doları) ayırmaya hazırlanıyor. Yapay zekâ kapasite sorununu çözmüyor; üretim çarkının bir bölümüne zaman kazandırıyor. Çin bugün küresel sınai üretimin yaklaşık yüzde 30’unu gerçekleştiriyor; zarar yazan Çinli sanayi şirketlerinin oranı yaklaşık yüzde 30’a ulaşmış durumda. Stratejik sektörlerde zarar oranı daha da yüksek. İşte Çin’in “neijuan”,........
