menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Jackson Hole’a giderken: Tahvil piyasası Fed’in önüne mi geçiyor?

56 0
29.08.2026

Finans piyasalarının gö­zü yine Jackson Ho­le’da. Her yıl ağustos ayı­nın son günlerinde merkez bankacılarını, ekonomist­leri ve piyasa profesyonel­lerini buluşturan toplantı, zaman zaman para politika­sında önemli değişimlerin habercisi oldu. Ancak bu yıl Jackson Hole’a biraz farklı bir atmosferde gidiliyor. Çünkü pi­yasaların merak ettiği konu yalnız­ca Fed’in faiz konusunda ne yapa­cağı değil. ABD tahvil piyasasında yaşanan hareketler çok daha bü­yük bir tartışmayı beraberinde ge­tiriyor.

Basitçe soralım: ABD’de uzun vadeli faizler neden bu kadar yüksek?

ABD’nin 2 yıllık tahvil faizi yüz­de 4,2 civarında seyrederken 10 yıllık faiz yüzde 4,65’ye, 30 yıllık tahvil faizi ise yüzde 5’in üzerine çıkmış durumda. Özellikle 30 yıl­lık tahvil faizinin yüzde 5 seviye­sinin üzerinde kalması önemli. Çünkü kısa vadeli tahviller daha çok Fed’in para politikasına iliş­kin beklentileri yansıtırken, 10 ve 30 yıllık tahviller bize ekonominin geleceğine ilişkin daha geniş bir fotoğraf sunuyor.

Bir yatırımcı ABD Hazinesi’ne 30 yıllığına borç verirken yalnız­ca Fed’in gelecek toplantıda ne ya­pacağını düşünmez. Enflasyonu, bütçe açıklarını, kamu borcunu ve yıllar sonra parasının reel olarak ne kadar değer taşıyacağını da he­saba katar. Dolayısıyla uzun vadeli faizlerdeki yükselişi yalnızca “Fed faizleri yüksek tutacak” beklenti­siyle açıklamak bana yeterli gel­miyor. Tahvil piyasasının asıl en­dişesi giderek ABD’nin mali görü­nümüne kayıyor.

Amerika’nın borçlanma problemi

ABD ekonomisinin önümüz­deki dönemde karşılaşacağı en önemli sorunlardan biri artan ka­mu borcu ve bunun finansman maliyeti olacak.

Washington uzun yıllardır büt­çe açığı veriyor. Açıkların finans­manı ise doğal olarak yeni borç­lanmayla sağlanıyor. ABD Ha­zinesi piyasaya tahvil çıkarıyor, yatırımcılar bu tahvilleri satın alı­yor ve sistem dönmeye devam edi­yor. Fakat borç büyüdükçe başka bir problem ortaya çıkıyor.

Yatırımcıların giderek büyüyen tahvil arzını karşılayabilmesi için daha yüksek getiri talep etmesi gerekiyor. Faiz yükseldiğinde ise ABD Hazinesi’nin faiz giderleri ar­tıyor. Faiz giderlerinin yükselmesi bütçe açığını daha da büyütüyor. Artan bütçe açığının finansmanı için yeniden borçlanılıyor.

Böylece oldukça basit fakat teh­likeli bir döngü ortaya çıkıyor: Da­ha fazla borç, daha yüksek faiz gi­deri; daha yüksek faiz gideri, da­ha büyük bütçe açığı; daha büyük bütçe açığı ise yeniden daha faz­la borçlanma. Tahvil piyasasının bugün sorgulamaya başladığı konu tam olarak bu.

Jackson Hole neden önemli?

Jackson Hole toplantısı böyle bir ortamda gerçekleştiriliyor. Ye­ni Fed Başkanı Kevin Warsh’ın bu­rada vereceği mesajlar doğal ola­rak yakından........

© Dünya