Jackson Hole’a giderken: Tahvil piyasası Fed’in önüne mi geçiyor?
Finans piyasalarının gözü yine Jackson Hole’da. Her yıl ağustos ayının son günlerinde merkez bankacılarını, ekonomistleri ve piyasa profesyonellerini buluşturan toplantı, zaman zaman para politikasında önemli değişimlerin habercisi oldu. Ancak bu yıl Jackson Hole’a biraz farklı bir atmosferde gidiliyor. Çünkü piyasaların merak ettiği konu yalnızca Fed’in faiz konusunda ne yapacağı değil. ABD tahvil piyasasında yaşanan hareketler çok daha büyük bir tartışmayı beraberinde getiriyor.
Basitçe soralım: ABD’de uzun vadeli faizler neden bu kadar yüksek?
ABD’nin 2 yıllık tahvil faizi yüzde 4,2 civarında seyrederken 10 yıllık faiz yüzde 4,65’ye, 30 yıllık tahvil faizi ise yüzde 5’in üzerine çıkmış durumda. Özellikle 30 yıllık tahvil faizinin yüzde 5 seviyesinin üzerinde kalması önemli. Çünkü kısa vadeli tahviller daha çok Fed’in para politikasına ilişkin beklentileri yansıtırken, 10 ve 30 yıllık tahviller bize ekonominin geleceğine ilişkin daha geniş bir fotoğraf sunuyor.
Bir yatırımcı ABD Hazinesi’ne 30 yıllığına borç verirken yalnızca Fed’in gelecek toplantıda ne yapacağını düşünmez. Enflasyonu, bütçe açıklarını, kamu borcunu ve yıllar sonra parasının reel olarak ne kadar değer taşıyacağını da hesaba katar. Dolayısıyla uzun vadeli faizlerdeki yükselişi yalnızca “Fed faizleri yüksek tutacak” beklentisiyle açıklamak bana yeterli gelmiyor. Tahvil piyasasının asıl endişesi giderek ABD’nin mali görünümüne kayıyor.
Amerika’nın borçlanma problemi
ABD ekonomisinin önümüzdeki dönemde karşılaşacağı en önemli sorunlardan biri artan kamu borcu ve bunun finansman maliyeti olacak.
Washington uzun yıllardır bütçe açığı veriyor. Açıkların finansmanı ise doğal olarak yeni borçlanmayla sağlanıyor. ABD Hazinesi piyasaya tahvil çıkarıyor, yatırımcılar bu tahvilleri satın alıyor ve sistem dönmeye devam ediyor. Fakat borç büyüdükçe başka bir problem ortaya çıkıyor.
Yatırımcıların giderek büyüyen tahvil arzını karşılayabilmesi için daha yüksek getiri talep etmesi gerekiyor. Faiz yükseldiğinde ise ABD Hazinesi’nin faiz giderleri artıyor. Faiz giderlerinin yükselmesi bütçe açığını daha da büyütüyor. Artan bütçe açığının finansmanı için yeniden borçlanılıyor.
Böylece oldukça basit fakat tehlikeli bir döngü ortaya çıkıyor: Daha fazla borç, daha yüksek faiz gideri; daha yüksek faiz gideri, daha büyük bütçe açığı; daha büyük bütçe açığı ise yeniden daha fazla borçlanma. Tahvil piyasasının bugün sorgulamaya başladığı konu tam olarak bu.
Jackson Hole neden önemli?
Jackson Hole toplantısı böyle bir ortamda gerçekleştiriliyor. Yeni Fed Başkanı Kevin Warsh’ın burada vereceği mesajlar doğal olarak yakından........
