Kişisel verilerim bana özel… Peki ya öyle değilse?
Dijital çağın en değerli kaynağı artık petrol ya da altın değil, hepimizin durmaksızın ürettiği veriler. Attığımız her adım, yaptığımız alışveriş, izlediğimiz bir video ya da sosyal medyada bir dokunuş ile bıraktığımız küçük bir iz. Bu izler, devasa bir veri ekonomisinin ham maddesi… Bu noktada kritik bir soru karşımıza çıkıyor: Bu verilerin gerçek sahibi kim? Biz mi, onları işleyen şirketler mi, yoksa bu verilerden kazanç sağlayan görünmez aktörler mi? Bu sorunun cevabı aslında hayatımızın her alanını kapsıyor. Akıllı telefonlarımızın konum takibinden çevrim içi alışverişlerimize, sağlık uygulamalarından bankacılık işlemlerimize hayatımızın her alanında sürekli veri üretiyoruz ve dijital iz bırakıyoruz. O izler ise geleceğin yapay zeka modellerini besleyen ve tüketim alışkanlıklarımız etkileyebilecek güce sahip devasa bir kaynağa dönüşüyor. Kısacası dijital mahremiyet artık sadece kişisel bir mesele değil, aynı zamanda ekonomik ve toplumsal bir güvenlik konusu.
Blok zincir teknolojisi bu noktada farklı bir bakış açısı sunuyor. Dağıtık yapısıyla verileri merkezi otoritelerden çıkarıp, şeffaf ve değiştirilemez şekilde saklıyor. Bu sayede güven artıyor, aracılar azalıyor, işlemler hızlanıyor. Ancak bu şeffaflığın yanında yeni bir tartışma kapısı açılıyor: Mahremiyet nasıl korunacak? Zincir herkese........
© Dünya
