Bu Ne Hayasızca Akım
Şiddetin sıradanlaştığı, mahremiyetin yok sayıldığı bir toplumda geleceğimizi kim koruyacak?
Bir çocuk, başka bir çocuğun canına kıyabiliyorsa; bir genç, mahremiyetini birkaç beğeni uğruna gözden çıkarabiliyorsa, edepsizlik sıradanlaşıyor ve merhamet giderek hayatımızdan çekiliyorsa artık durup düşünmek zorundayız. Çünkü ortada yalnızca birkaç münferit olay değil, geleceğimizi ilgilendiren derin bir toplumsal mesele var. Çocuklarımız gözümüzün önünde değişiyor, değerlerimiz aşınıyor, aile bağlarımız zayıflıyor. Peki, biz, bütün bunlar yaşanırken ne yapıyoruz?
Dijital mecralarda, sokaklarda ve maalesef okullarımızda tanık olduğumuz şiddet olayları, toplum olarak ciddi bir sınavdan geçtiğimizi gösteriyor. Okul dediğimiz yer, çocuklarımızın ilimle, irfanla ve insanlık değerleriyle buluşması gereken bir yuvadır. Bir çocuğun kendisini güvende hissetmesi gereken yerde başka bir çocuğun hayatını tehdit etmesi, yalnızca eğitim sisteminin değil, hepimizin üzerinde düşünmesi gereken bir meseledir.
Çocuklarımızı bu noktaya getiren sebepleri anlamadan çözüm üretemeyiz.
Bir toplumu ayakta tutan yalnızca kanunlar değildir. O toplumun vicdanı, ahlakı, edebi ve insanı kötülükten alıkoyan iç denetimidir. Hayâ duygusu, insanın kendisini ve başkasını koruyan manevi bir sınırdır. Edep, ölçü davranmamızı, vicdan, yaptığımızın başkasında açacağı yarayı düşünmemizi sağlar.
Bugün ise bazı mecralarda bu değerlerin küçümsendiğine, utanmazlığın cesaret, mahremiyetsizliğin özgürlük gibi sunulduğuna tanık oluyoruz. İnsanların yalnızca dikkat çekmek uğruna kendilerini her türlü görüntüye ve gösteriye açtığı bir ortamda........
