Hangi Ramazan’ı Yaşıyoruz?
Hangi Ramazan’ı yaşıyoruz? Takvim yaprakları bir kez daha mübarek aya ulaştığımızı söylüyor; minareler mahyalarla süsleniyor, sofralar zenginleşiyor, mesajlar çoğalıyor. Fakat kalbimize dürüstçe sorduğumuzda şu soruyla karşılaşıyoruz: Biz Ramazan’ı mı yaşıyoruz, yoksa Ramazan bizi mi geçip gidiyor?
Ramazan, Kur’an ayıdır; tefekkür, arınma ve infak mevsimidir. Oysa bugün birçok İslam beldesinde Ramazan, adeta bir tüketim şölenine dönüşmüş durumda. Gün boyu aç kalmanın akşamında kurulan sofralar, ölçünün ve itidalin değil, gösterişin ve israfın sembolü hâline gelebiliyor. Çeşit çeşit yemekler, tatlılar, özel menüler… Sanki açlığın hikmeti, daha fazlasını yemek için bir provaymış gibi. Oruç, nefsin terbiyesi iken; iftar, nefsin ödüllendirildiği bir törene dönüşebiliyor.
İftar davetleri, kardeşliği güçlendirmek için güzel bir vesile olabilir. Fakat kimi zaman bu sofralar, ihtiyaç sahiplerinin değil; eş dost ve iş çevresinin ağırlandığı sosyal etkinliklere........
