Ne Karma Ne De Zorunlu Eğitim
Sabah altıda uyanıp, yarı uykulu bir halde sırtına taktığı otuz kiloluk bir çanta ile saat sekizde öğretmenin önünde mecburen hazır olan çocuğun asla soramadığı soru şudur: “Bunların hepsini neden öğreniyorum?”
Sorsa da kimse doğru dürüst cevap vermez. Çünkü sistem, cevap vermek üzere kurulmamıştır. Sistem, "yetiştirmek" üzere kurulmuştur tıpkı bir fabrikanın standart parça yetiştirdiği gibi. Ve o çocuk, on iki yıl boyunca bu sıradan kalkmadan, kendi hayatının anlamını hiç sormadan büyür, sınavlara girer, bir diploma alır ve sonunda aynaya bakıp sorar: “Ben kimim?”
Kendini bilmezlerin neler yapabileceğine dair de yığınla acı tecrübe vardır.
Modern zorunlu eğitim, 19. yüzyıl Prusya'sının askeri disiplin ihtiyacından doğdu. Amaç açıktı: itaatkâr askerler, düzenli fabrika işçileri, devlete sadık bürokratlar yetiştirmekti.
Bu diyarda bu model, hiç sorgulanmadan, kendi çocuklarımıza da uygulandı. Oysa İbn Haldun, Mukaddime'sinde eğitimin toplumun asabiyetini, yani ruhunu ve amacını taşıması gerektiğini söylemişti. Bugünkü eğitim, hangi asabiyeti taşıyor? Hangi ufku açıyor?
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, ilim talebini, "her Müslümana farz" kılmıştı ama bu ilim, bir sınav kâğıdını doldurmak için değil, hakikate ve Hakk'a ulaşmak içindi.
İnsanı fıtratıyla kıymetli kılan........
