Hakka saldıranı Hakka inanandan ayırmak
Kimya ilmi, esasında maddeleri birbirinden ayrıştırmaya dayanır. Bunun için kullanılan birçok farklı yöntem vardır: Süzme, damıtma, sıvılaştırma, buharlaştırma, santrifüj, diyaliz gibi.
Ve İslam’ın da fert ve toplum planında yaptığı şey neredeyse budur.
Hakkı batıldan ayırmak.
Tevhidi şirkten ayırmak.
Mümini kafirden ayırmak.
Doğruyu yalandan ayırmak.
Helali haramdan ayırmak.
Hayrı şerden, sevabı günahtan, itaati isyandan ayırmak.
Bu ayırma evvela kalpte, şuurda, zihinde, söylemde, eylemde, halde ve ameldedir. Ve bu ayrılma kıyamete kadar, “kendilik” olgusunun zaruretiyle devam eder. Dostluk, düşmanlık, velâ, berâ, içtinap, cihad başta olmak üzere doğrudan ve dolaylı olarak yükümlülüklerin hepsi bu ayrım olmadan anlaşılmaz.
O yüzden İslam, aklın en önemli işi olan bir şeyi diğerinden seçip ayırt etme yeteneğine tam haiz olmayan kimseyi davranışlarından sorumlu tutmaz.
Ayırmadan birlik de olmaz. Hakka isyan edenlerden ayrılmadan, müslümanların birliğinden nasıl söz edilebilir? Münafık da zaten kalbini Allah düşmanlarından........
