HERKES HAKLIYSA HAKSIZ OLAN KİM?
Bazen düşünüyorum da insan, hayatı boyunca defalarca günah işliyor, haksızlık yapıyor, kul hakkına giriyor, gıybet ediyor, iftira atıyor, ihanet ediyor. Ardından ellerini açıp Allah’tan af diliyor ve bir süre sonra hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam ediyor. Üstelik kimi zaman aynı yanlışları yapmayı sürdürüyor.
Beni asıl düşündüren, insanın hata yapması değil; yaptığı hatanın ardından kendisini nasıl bu kadar kolay aklayabildiği. İnsan, Allah’tan af diledikten sonra hangi düşünceyle affedildiğine kanaat getiriyor? Oysa tövbe etmek, affedildiğinden emin olmak değil; affedilmeyi umarak değişmeye yönelmektir. İnsana düşen, Allah’ın rahmetinden ümidini kesmeden samimiyetle tövbe etmek, yanlışlarını düzeltmek ve başkasının hakkına girdiyse bunu telafi etmeye çalışmaktır.
Peki, insan neden kendisini bu kadar kolay haklı çıkarır?
Belki de bunun cevabı, insanın yalnızca hata yapan değil, yaptığı hatayı kendisine açıklayan ve çoğu zaman mazur gösteren bir varlık olmasında saklıdır.
İnsan, başkasının hatasını değerlendirirken eylemine bakar; kendi hatasını değerlendirirken ise niyetini, şartlarını ve mazeretlerini öne çıkarır. Başkasına karşı katı, kendisine karşı hoşgörülüdür. Böylece farkında olmadan kendi mahkemesini kurar. Hâkim de savcı da avukat da kendisidir. Delilleri kendi lehine değerlendirir,........
