Kerbelâ’yı Anlamak ve Hz. Hüseyin’in Yolunda Yürümek
Hicrî yılın ilk ayı olan Muharrem, mümin gönüllerde hem hüzün hem de ibret duygularını birlikte yaşatan müstesna bir zaman dilimidir. Bu ay, barındırdığı Aşûre günüyle Allah’ın nimetlerini hatırlamayı, şükretmeyi ve kulluğu yeniden gözden geçirmeyi öğütlerken; Kerbelâ hadisesiyle de hak uğruna verilen büyük mücadelenin unutulmaz derslerini bizlere hatırlatmaktadır. Muharrem’i anlamak, yalnızca tarihî bir olayı anmak değil, o olayın taşıdığı iman, sadakat, teslimiyet ve adalet mesajlarını hayatımıza taşımaktır. Çünkü Kerbelâ, geçmişte yaşanıp bitmiş bir hadise değil; her çağda yeniden okunması ve anlaşılması gereken bir hakikat mektebidir.
Kerbelâ denildiğinde akıllara ilk olarak Resûlullah Efendimizin (s.a.s.) sevgili torunu, cennet gençlerinin efendisi Hz. Hüseyin (r.a.) gelir. Ancak Kerbelâ’yı doğru anlamanın yolu, öncelikle Ehlibeyt sevgisini doğru anlamaktan geçmektedir. Çünkü Ehlibeyt sevgisi, Kur’ân ve sünnette açık şekilde tavsiye edilen, müminin imanını kemale erdiren önemli değerlerden biridir. Bu sevgi sadece duygusal bir bağlılık veya tarihî bir hatıraya duyulan saygı değil; aynı zamanda bir iman, sadakat ve istikamet meselesidir.
Sözlükte “ev........
