İyilikle Güzelleşir Dünya
Toplumların barış ve huzur içerisinde varlığını sürdürebilmesi için ahlaki değerlerin etkinliği hayati bir önem taşır. Bu değerlerin başında ise hiç şüphesiz iyilik (birr) yer alır. İnsanlık tarihi boyunca farklı medeniyetlerde çeşitli biçimlerde varlık gösteren iyilik, İslam düşüncesinde ise yalnızca bireysel bir fazilet değil; aynı zamanda toplumsal adaletin, kardeşliğin ve merhametin tesis edildiği dinamik bir sorumluluk olarak tanımlanır. Bu bağlamda Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamber’in (sas) sünnetinde iyilik, hayatın tüm alanlarını kuşatan kapsamlı bir değer olarak işlenmiştir. Özellikle Ramazan ayı, iyiliğin bireysel ve toplumsal düzeyde zirveye ulaştığı, paylaşmanın ve yardımlaşmanın derinleştiği müstesna bir zaman dilimidir.
Kur’an-ı Kerim'de İyilik Kavramı
Kur’an-ı Kerim’de iyilik, bireysel arınmanın ve toplumsal düzenin vazgeçilmez ilkesi olarak sunulur. Bakara Suresi 177. ayette şöyle buyrulur: “Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz erdemlilik değildir. Asıl erdemli kişi Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve peygamberlere iman eden; sevdiği maldan yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, yardım isteyenlere ve özgürlüğünü kaybetmiş olanlara harcayan; namazı kılıp zekâtı verendir. Böyleleri anlaşma yaptıklarında sözlerini tutarlar; darlıkta, hastalıkta ve savaş zamanında sabrederler. İşte doğru olanlar bunlardır ve işte takva sahipleri bunlardır.”
Bu ayet iyiliği, yalnızca niyet boyutunda kalan soyut bir anlayıştan çıkararak; imanla, infakla, sabırla ve adaletle harmanlanan aktif bir yaşam pratiğine dönüştürür. Kur’an’da iyilik çoğu zaman “hayırlarda yarışmak” (Bakara, 148) ifadesiyle teşvik edilir. Bu, iyiliğin durağan değil; süreklilik arz eden bir gayret olduğunu........
© Diyanet Haber
