Kur'an-ı Kerimden Bazı Mesajlar 28. Cüz
MÜCÂDELE SÛRESİ
11- “Ey iman edenler! Size, bulunduğunuz toplantılarda ‘Yer açın’ dendiğinde yer açın ki Allah da size genişlik versin. ‘Davranıp kalkın’ dendiğinde de kalkın ki Allah içinizden (gerçekten) iman etmiş olanları ve ilim sahibi olanları yüksek derecelere çıkarsın. Yapıp ettiklerinizden Allah tamamen haberdardır.”
Bu âyetin, iyilik ve kolaylık kapılarını olabildiğince açık tutmaya çalışanlara Allah’ın da dünya ve âhiret iyiliklerini bol bol ihsan edeceği anlamı taşıdığı söylenebilir.
“Allah da size genişlik versin” ifadesi, –mekân genişliği, bol rızık, gönül ferahlığı, kabir rahatlığı, cennete girme mutluluğu gibi– her türlü genişliği kapsamaktadır.
Bu âyet sadece toplantıda yer açma anlamıyla sınırlanamaz. Burada kastedilen, iyiliklerin ve güzelliklerin insanlara ulaşmasına katkı sağlamak ve onun gönlünü sevinçle doldurmaya çalışmaktır.
22- “Allah’a ve âhiret gününe iman eden bir topluluğun, Allah’a ve peygamberine düşmanlık eden kimselere -babaları, oğulları, kardeşleri yahut diğer akrabaları da olsa- sevgiyle bağlandıklarını göremezsin. İşte Allah bu müminlerin kalplerine imanı nakşetmiş ve onları katından bir ruh ile desteklemiştir...”
Âyetin “Onları katından bir ruh ile desteklemiştir” diye çevrilen kısmı ; “Onları katından bir lütuf ile, Kur’an’dan ve Hz. Peygamber’in sözlerinden kaynaklanan ilâhî bir başarı ile, Kur’an ile, Cebrâil (a.s) ile, iman ruhuyla desteklemiştir” vb. mânalarla açıklanmıştır.
Günahları zararsız gösterip yakınlarını günahlara teşvik eden kişilerden uzak durmak gerektiği de âyette vurgulanmaktadır.
HAŞR SÛRESİ
9- "...Verilen (yardımlardan) dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar; ihtiyaç içinde olsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin bencilliğinden korunmayı başarırsa işte kurtuluşa erecekler onlardır."
Hz. Peygamber’e ve onunla birlikte Medine’ye hicret eden muhacirlere kucak açmış, bütün imkânlarını onlarla paylaşmaktan mutluluk duymuş hatta onları kendilerine tercih etmiş bulunan ensar övülmektedir.
Ensarın bu örnek kişiliğinden söz edilirken “ihtiyaç içinde olsalar bile onları kendilerine tercih ederler” ifadesi kullanılmıştır. İslâm ahlâkçıları buradan hareketle, cömertlik erdeminin özel bir türü olarak “(başkasını) kendisine tercih etme” anlamına gelen "îsâr" terimini geliştirmişlerdir.
19- “Allah’ı unutan, bu yüzden Allah’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar gerçekten yoldan çıkmışlardır.”
“Allah’ı unutmak”tan maksadın, Allah’a karşı kulluk borcunu umursamama olduğu anlaşılmaktadır.
Burada “Allah’ı unutma”nın sonucu, “Allah’ın da onlara kendilerini unutturması” şeklinde ifade edilmiştir. Kendisine verilen akıl nimetine rağmen Allah’ı unutan, O’na kul olma idraki içinde olmayan kişi gerçek anlamda kendine yabancılaşmaya, dolayısıyla hayatını boşa geçirmeye mahkûmdur.
Bu âyete göre Allah, kendisine karşı görevlerini yerine getirmeyenlere, iyilik yapmayı ve kötülüklerden sakınmayı unutturur, onları bu paydan ve mutluluktan mahrum eder.
21- “Şayet biz bu Kur’an’ı bir dağın üzerine indirmiş olsaydık, onu Allah korkusundan titremiş ve paramparça olmuş görürdün...”
Hemen bütün milletlerin edebiyatlarında heybetin, sağlamlığın ve yüksekliğin sembolü olarak yer alan ve yeryüzünde başı göğe değen yegâne coğrafî unsur olarak düşünülen dağ motifi temsiline yer verilmektedir.
Şayet bir dağa insana verildiği gibi şuur verilmiş olsaydı o heybet timsali eğilmez dağ bile sorumluluk duygusunun sonucu olarak Allah’ın azameti ve kudreti karşısında sonsuz bir saygıyla eğilirdi; bununla kalmaz, O’na kulluk etmek için kendini parçalardı.
MÜMTEHİNE SÛRESİ
13- “Ey iman edenler!........
© Diyanet Haber
