menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yarınlarımızın En Kıymetli Hazinesi: Çocuklarımız

27 0
22.04.2026

Medine’nin sessiz sokaklarında, küçük bir çocuk… Adı Râfi b. Amr. Elinde sapanı, hurma ağaçlarına yönelen taşlarıyla yakalanmış, korku ile mahcubiyetin aynı yüz çizgisine karıştığı bir hâlde getirilmişti Sevgili Peygamberimizin (s.a.s) huzuruna. Onu getirenler, bir cezanın verilmesini beklerken; Allah Resûlü (s.a.s), acele etmedi. Bir tebessüm belirdi mübarek yüzünde, merhametle eğildi çocuğa ve sordu sakince: “Yavrucuğum, hurmaları neden taşlıyorsun?”

Başını yere eğdi küçük yavru… Utangaç bir sesle, “Yemek için yâ Resûlallah” dediğinde; bir öfke değil, bir rahmet dokundu onun başına. Şefkatle okşandı saçları ve yumuşak bir sesle buyurdu Efendimiz: “Hurmaları taşlama; altına düşenlerden ye.” Ardından göğe yükselen bir dua kaldı geriye: “Allah’ım, onun karnını doyur.” (Ebû Dâvûd, Cihâd, 85)

İnsanı insan yapanın merhamet olduğunu en güzel şekilde âlemlere rahmet olarak Muhammed Mustafa (s.a.s) gösterdi. Çocukları yalnızca korunan küçük varlıklar olarak değil, anlaşılması gereken birer emanet olarak gördü. Kalplerine dokunmayı, onları incitmeden eğitmeyi öğretti insanlığa. Nezaketiyle bir eş, şefkatiyle bir baba, sıcaklığıyla bir dede oldu.

Değer vermişti çocuklara Allah Resûlü (s.a.s); küçük görmeden, yarının büyükleri bilerek… Bir emanet gibi bakmıştı her birine, geleceğin filizlenen umudu gibi. Görmüş ve korumuştu haklarını, incitmeden, eksiltmeden.

Onların gözlerinde yalnız bugünü değil, yarını gördü. Bir çocuğun kalbine dokunmanın, bir toplumu inşa etmek olduğunu bildirdi bizlere. “Hiçbir anne baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir bağışta bulunmamıştır.” (Tirmizî, Birr, 33; İbn Hanbel, IV, 77) sözü, bu yaklaşımın en özlü ifadesi gibi........

© Diyanet Haber