menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İsrafın değil, hikmetin ayı “Ramazan”

36 0
14.02.2026

Her yıl gönüllere ferahlık, gönüllere huzur getiren ve midenin dinlendiği bir ay var: “Ramazan”. Bu ay, sadece bedenin yemekten, içmekten uzaklaştığı bir dönem değil, aynı zamanda ruhun hazinelerini açığa çıkaran, sosyal adaleti somutlaştıran, merhamet ve dayanışma ile yoğrulmuş bir zaman dilimi.

Ramazan’da bir yanılgı: “Daha Çok Yeme” izdüşümü

Ramazan ayı, tüketim açısından maalesef çok yanlış algılanıyor. Sanki bu ayda insanlar her zamankinden daha fazla gıda tüketiyormuş gibi yanlış bir izlenim var. Hatta bazen gıda fiyatları bu yüzden artıyor da denebilir. Bu algı, çoğunlukla sosyal medyadan kaynaklanıyor denebilir bence. Oysa gerçek şu: Ramazan’ın özü, ölçülü tüketim, çünkü artan yemek israftır. Oruç, insanın aşırılıklardan uzak durmasının bir pratiği. Birçok mümin, Ramazan’da günlük öğün sayısını azalttığı için toplam kalori alımını da düşürür. Dolayısıyla Ramazan ayı, vücudun yemekle ilişkisini düzenlediği, nefsi terbiye ettiği bir ay. Bu terbiye, sadece yeme alışkanlıklarımızı değil, aynı zamanda ihtiyaç ile israf arasındaki farkı da görünür kılar.

Ramazan’ın en dikkat çekici ritüellerinden biri kuşkusuz iftar sofraları. Bu sofralar bazen bir ailenin gölgesinde, bazen komşularla birlikte, bazen de bir esnaf lokantasının küçük masalarında kurulur. Ramazan iftar menülerini değerlendirirken israfın önüne geçmenin yollarını, maddi ve manevi dengeleri ve Ramazan’ın sosyal adalet boyutunu birlikte düşünmemiz gerekir. Restoranların iftar menülerinde görülen genellikle bolluk oluyor. Çeşit çeşit yemekler, tatlılar ve meyveler… Ancak bu bolluk algısının çoğu zaman gerçeği yansıtmadığını da söylemek mümkün. Medyada, sosyal mecralarda paylaşılan “Ramazan sofrası” fotoğrafları, bir ziyafeti andırsa da gerçek şu ki toplumun büyük bir kesimi buna ulaşamıyor.

“Bu sene birçok esnaf lokantasında gözlemlediğim iftar menüleri genel olarak çok yüksek değil. Bazı büyük otellerin sunduğu abartılı sahur ve iftar açık büfeleri ekonomik olarak her kesimi kapsamıyor ve çoğu zaman da israfı artırma eğiliminde. Ramazan’ın özünde, bedenin sınanması ve nefsin terbiyesi var. Bu nedenle iftar sofraları da yapılan işi fazla tüketime veya gösterişe döndürmeden, bireyin ve toplumun ihtiyaçlarıyla uyumlu olmalı.”

Ramazan’da yemek kültürü

Son yıllarda, özellikle reklamların ve medya........

© Diriliş Postası