DEVLETİN DEMİR İRADESİ: DOKUNULMAZLIK EFSANESİ ÇÖKTÜ
Türkiye’de bazı günler vardır; takvimde sıradan görünür ama devlet hafızasında kırmızı mürekkeple işaretlenir. Dün işte öyle bir gündü.
Ünlülere yönelik uyuşturucu ve fuhuş operasyonları… Yasa dışı bahis ağlarına indirilen darbeler… Dolandırıcı çeteler, tefeciler ve organize suç yapıları… Kripto sistemler üzerinden örgütlenen FETÖ uzantılarına müdahale…
Bu tablo dağınık operasyon başlıkları değildir. Bu, devlet otoritesinin eş zamanlı ve çok katmanlı yeniden tahkimidir.
Devlet yalnızca sınırın bekçisi değildir; toplum düzeninin, ahlakın ve kamusal güvenliğin de teminatıdır. Osmanlı’da 1845’te kurulan Zaptiye teşkilatının amacı sadece suçluyu yakalamak değil, “Asayiş-i Umumiye”yi yani kamusal düzeni korumaktı. Cumhuriyet’in 1926 tarihli Türk Ceza Kanunu ise modern devletin suçla mücadelede yekpare bir hukuk mimarisi kurma iradesiydi.
Bugün atılan adımlar da bu tarihsel refleksin güncellenmiş hâlidir: Sokağı, finansı, dijitali ve kültürel alanı aynı anda temizleme iradesi.
Türkiye’de bir dönem şu algı yerleşmişti: “Popülersen kurtulursun.”
Uyuşturucu soruşturmaları magazin başlığına indirgeniyor, Fuhuş dosyaları örtbas ediliyor, Yasa dışı bahis ağları “influencer” paravanıyla büyüyor, Kripto sistemler ideolojik kamuflajla korunuyordu.
Ortak özellik şuydu: Şöhret para dijital görünürlük =........
