500 BİN REALLİK PURO, BİR DOLARLIK HAYAT
Eduardo Galeano'nun Amerika'nın Kesik Damarları'nı okuyorum. Kakao, çikolata, altın, gümüş, şeker, pamuk… hepsinin arkasında birer hikâye saklı. Kitabın ortalarında gözüme takılan bir ifâde var: "Brezilya’daki kakao kralları purolarını 500 bin reallik banknotlarla yakıyorlardı."
Kakao, Orta ve Güney Amerika'nın nemli, gölgeli ormanlarında yetişen "Theobroma cacao" ağacının meyvesinden çıkan bir tohum. "Theobroma" Yunancada "tanrıların yiyeceği" demek. Ağacın kabuğundan sarkan kocaman, kabuklu meyveleri kesildiğinde içinden 20-40 çekirdek çıkar; bu çekirdekler fermente edilir, kurutulur, kavrulur ve öğütülür. Bizim bildiğimiz çikolata, bu kitlenin şekerle buluşmasından ibarettir. Yani elimizdeki her tablet, bir ormanın, bir emeğin ve uzun bir sürecin hülâsasıdır.
Bugün dünya kakaosunun üçte ikisi tek bir coğrafyadan geliyor: Batı Afrika'daki Fildişi Sahili ve Gana. Kıtanın kendi tarihiyle hiçbir ilgisi olmayan bu ağaç buraya 19. yüzyılda taşındı — önce Portekizli tüccarlar Brezilya'dan aldıkları fidanları Sao Tome'ye diktiler, oradan Fernando Po'ya sıçradı. Gana'ya gelişi ise bir yerlinin eseri oldu: 1879'da Fernando Po'dan dönerken yanında kakao çekirdekleri getiren Tetteh Quarshie, bugün "Gana kakao endüstrisinin babası" diye tarif ediliyor.
Wageningen Üniversitesi ile Mondelez'in ortak raporuna göre Gana'daki kakao üreticisi hanelerin kişi başına günlük geliri 1,42 dolar, Fildişi Sahili'nde 1,23 dolar. Oysa "insanca yaşamak için" hesaplanan eşik, Gana'da 2,08, Fildişi Sahili'nde 2,55 dolar. Küçük üreticilerin yaklaşık yüzde 75'i bu eşiğin altında yaşıyor. Dünyanın en çok tükettiği tatlılardan birinin arkasında, günde bir dolarla hayatta kalmaya çalışan insanlar var.
Venezuela: Kakaodan petrole
Bugün adını başkanının Amerika tarafından kaçırılmasıyla, altın ve petrolüne el konulmasıyla duyduğumuz Venezuela, bir zamanlar dünyada kakaoyla özdeşleşen........
