Ramazan, ruhun ve zamanın kıblesi
Kapımıza dayanan mübarek bir misafir, gönüllere ferahlık getiren bir nefes...
Ramazan geldi, hoş geldi.
Cuma akşamının sükûneti, teravihlerin manevi coşkusuyla taçlanacak.
Cumartesi sabahı ise oruçlu bir günün huzuruyla başlayacak.
Ruhların arınacağı, kalplerin yumuşayacağı, duaların semaya yükseleceği bir zaman dilimi...
Gündemin hoyrat rüzgârları, insanı savurup dururken...
Kişisel dertler, memleket meseleleri, dünyanın karmaşası...
Her an değişen, dönüşen, yiten ve tekrar beliren bir kargaşa sarmalı.
İnsan, bu yoğunlukta en çok kendini unutuyor; ruhunun derinliklerine inen o kadim yolculuğu erteliyor.
Zamanın amansız akışı, ömrün ipini bir bir çözerken, yaratılış gayesini unutan insan, geçici heveslerin peşinde savruluyor.
Ölüm, bilinen en büyük hakikat, lakin en çok görmezden gelinen de gerçek.
İnsan, ölümlü olduğunu bildiği hâlde, ebedî bir yolculuğun hazırlığını savsaklıyor; âdeta başını kuma gömerek gerçeklerden kaçıyor.
Geçici dünyanın........
© Diriliş Postası
