ÖMÜR DENİLEN DRAM
Zaman, insanın avuçlarından sessizce süzülen kumlar gibidir; ne kadar sıkı tutarsan tut, akar gider.
Her doğan güneş, bir önceki günü ebediyen alıp götürür; her batan güneş ise ömür defterinden bir yaprağı daha koparır.
Bu acı ama hakiki gerçeklik karşısında insanoğlu, meçhul bir sona doğru akan o büyük nehrin içinde bir kayık gibi sürüklenir.
Hayat, özü itibarıyla bir dramdır; doğumla başlayan ve ölümle perdesi kapanan, kahramanının sonunu bilmediği bir dram.
Ancak bu dramı bir trajediyle bitirmek mi, yoksa ondan mutlu bir son devşirmek mi; işte insanın asıl imtihanı budur.
Bu imtihanın cevabı, insanın dışında değil, tam da içinde gizlidir.
Yaratılışın o ilk nefesinde kalbe yerleştirilen vicdan, aslında karanlıkta yolumuzu aydınlatan bir kandildir.
O kandil söndüğünde, insan ne kadar zengin, ne kadar güçlü,........
