HAKİKAT-İ MUHAMMEDİYE NEDİR?
Adı Muhammed bin Abdullah (asm).
Ama taşlar içindeki yakut gibi.
Çünkü bir de Hakikat-i Muhammediye (asm) var.
Onu, altmış üç yıllık ömre sığdıramazsınız.
Hazreti Âdem Aleyhisselâm’dan başlar…
Nübüvvet zinciri boyunca yürür…
Hâtemü’l-Enbiyâ’da (asm) kemale erer.
Mucizeleriyle tasdik ediyor.
Kerametleriyle şahitlik ediyor.
Merkezinde Kur’ân-ı Kerîm.
İşte Hakikat-i Muhammediye budur.
Bir şahsın biyografisi değil…
Vahyin büyük caddesi.
Çünkü vahiy çekilirse…
Ama Rabbini kendi başına tarif edemez.
Öyleyse denilebilir ki:
Hakikat-i Muhammediye olmasaydı, Âlemlerin yaratılışındaki büyük maksat da kemale ermezdi.
Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Allah, müminlerden nefislerini ve mallarını, karşılığında cennet vermek üzere satın almıştır.”
Satılan nefis ve mal.
Ama işin en latif tarafı şu:
Çünkü mal zaten O’nun.
Fakat Cenâb-ı Hak, rahmetiyle öyle muamele ediyor ki…
Sanki mülk seninmiş gibi senden satın alıyor.
İşte merhametin ticarete dönüşmüş hâli bu.
Peki satınca ne oluyor?
Fânî olan, bekâ buluyor.
Toprağa gidecek beden…
Hepsi başka bir kıymete inkılâp ediyor.
Üstelik bedel küçük de değil.
Cennet gibi bir fiyat.
Sonra aza ve cihazatın değeri yükseliyor.
Dil yalnız konuşmuyor…
Marifetullaha çalışıyor.
Kalp sevmekle kalmıyor…
Ama satış yapılınca eline bir ilaç........
