Sınav kâğıtlarını İngilizler okumuyor mu? Bitti
Yan karakterler sırayla başrol oluyor ve tüm projektörler onlara yöneliyor. Adım adım takipteyiz. Bir önceki hikâyenin etkisiz elemanı bir sonraki hikâyenin baş kahramanı olabiliyor. Buna sırayla ünlü olmak da diyebilirsiniz.
Olaylar bir Karayip ülkesi olan Trinidad ve Tobago’nun bir sokağında geçiyor. Karakterler ve olaylar coğrafyanın özelliklerine son derece uygun. Yazar, ülkenin tarihsel sömürgecilik ve kölelik geçmişini özellikle karakterler üzerinden başarılı biçimde yansıtmış.
“2001 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Vidiadhar Surajprasad Naipul”, “Miguel Sokağı” ile kimi zaman eğlenceli kimi zaman da acı olaylarla okuyucuyu o sokakta yaşatıyor. Miguel Sokağı, bir karakterler kitabı... Daha önce yine burada analizini yapmaya çalıştığım “Mahmut Yesari”nin “İstanbul’un Antika Tipleri” kitabı da öyleydi.
Sömürgeciler olmasaydı...
Kitabı okurken Amerika Kıtası’nın başka birileri tarafından “keşfedilip” —orası da ayrı muamma- ABD’nin arka bahçesi olmamasını diledim. Sömürgeleştirme, kolonizasyon, köleleştirme, istikrarsızlık, ekonomik krizler ve darbeler kıtanın kaderi olmuş. Bunda şüphesiz en başta Avrupalıların, günümüzde ise ABD’nin büyük suçu var. ABD, kendi topraklarında olmasını istemediği şeyleri bu topraklarda denedi. Kendine göre istikrarsız yönetimler kurdu, ona göre suç oranı yüksek toplumlar inşa etme peşine düştü ve maalesef başardı. Daha iyi anlayabilmek için “Latin Amerika’nın Kesik Damarları” kitabını okumanızı öneririm. —Belki bir gün onu da yazarım-
Yavaş yavaş karakterlere gelelim...
Mesela “Elias”... George’un oğlu olmasına rağmen gelecek vadeden bir çocuktu. Yazar onu “seçkin çocuk” olarak tanımlıyor. Yazar dediğim anlatıcı... Her şeye onun penceresinden bakıyoruz. Elias, doktor olmak isteyen bunun için Cambridge sınavlarına defalarca giren biri... Babası George........
