BATI, DOĞU'YU ŞİDDETLE DÖNÜŞTÜRME YOLUNU SEÇTİ
Batı medeniyetinin ölümcül hataları ve özellikle ahlakî açıdan çok fazla zayıf yönleri olsa da ondan faydalanmayı bilmek gerekir. Medeniyetlerin de aynen insanlar gibi birbirlerinden öğreneceği bir şeyleri vardır. Karşıdakini tümüyle reddetmeden, onu anlamaya çalışarak medeniyet macerasında yeni bir yola girilebilir.
İbrahim Kalın, “Barbar, Modern, Medenî: Medeniyet Üzerine Notlar” kitabında genel olarak kavramlar üzerinde duruyor ve bazı kavramların kökenini inceliyor. Eserin temelini oluşturan kavram medeniyet kavramı... Medeniyetin ortaya çıkışı, gelişimi ve mevcut halini alışı belirli esaslar dâhilinde anlatılıyor. Tarım, ticaret ve diğer uğraşların medeniyetin gelişimine olan katkısı, topluluklar arası etkileşim gibi meseleler bir çıkarım olarak değil kaynaklı, delilli araştırmalar ışığında veriliyor. Toplumların birbirleriyle münasebetleri ve özellikle tâbi olma hususu –ki bu ayrı topluluklardan bir toplum meydana getirmek demek oluyor- beraber yaşama ve ortak hareket etmeye varan sonuçlarıyla kendisini gösteriyor.
Kitap uzunca bir girişle başlıyor. Bu giriş kitaba dair izler sunsa da bununla yetinmek dışarıdan elma ağacına bakmak olur. Yani ağacın yanına kadar gidip o kızarmış elmalardan muhakkak yemelisiniz. Tadını ancak bu şekilde alabilir, o tadı dimağınızda ancak bu şekilde tutabilirsiniz.
Konu ister istemez medeniyetler çatışması –etkileşimi de diyebiliriz- noktasına geliyor. Medeniyetin tarifi uygulayıcılarına göre değişiyor. Baskın uygulayıcıların diğerleri üzerindeki hükümranlığı sömürge kavramını düşündürüyor. Fakat sömürgecilik amacına ulaştıktan sonra gönüllülükle işler. Maalesef eşyanın tabiatı gereği eğitimle “terbiye edilmiş”, dili-dini değiştirilmiş topluluklar bazen kraldan fazla kralcı hale gelir. Bu, diğerine göre kansız ve acısız olsa da bir milletin geleceğini yok eden bir anlayış ve baş etmesi çok güç bir hastalıktır. Verilen hazin örneklerle yüreğimiz burulsa da bu örnekler Batı’nın ve onun temsil ettiği zihniyetin aslını yeniden görmek açısından önemli.
Tarihi düz bir çizgi olarak kabul edersek her olayın, gelişmenin ve hatta gerilemenin medeniyete katkı yaptığını söylemek mümkündür. Hayatın bir mücadeleden ibaret olduğunu, ayakta kalabilmek için ortama uyum sağlamanın yanında ortamı da kendine benzetmenin içgüdüsel bir eylem olduğunu kabul etmek gerekir.
Kan kırmızı medeniyet
Kitapta Batı medeniyetinin Doğu medeniyetine bakışı ile ilgili bazı örnekler var. Örneğin hepimizin belki defalarca izlediği “300 Spartalı” filminde Spartalılar medeni, Persler ise barbar olarak gösterilir. Gerek konusu gerek efektleri ve gerekse de aksiyon sahneleriyle son derece başarılı bu yapımın verdiği mesajı iyi okumak gerekir. Batı, Doğu’yu daima şiddetle dönüştürme ya da dize getirme yolunu seçti. Bu nedenle Doğu’da Batı kaynaklı şiddet hiçbir zaman bitmedi. Doğu’nun sahip olduğu zenginlikler daima Batı’nın iştahını kabartmış ve Batı bu zenginlikleri sanki kendine aitmiş gibi almaya ve sahiplenmeye kalkmıştır. Coğrafi Keşifleri bu şekilde okuyabilir, sömürgeciliği bu çerçevede değerlendirebiliriz. Doğu’ya hükmetmek, onların “yanlışlarını” düzeltmek ve bunu açık açık yapmak aynı zamanda bir kahramanlık gösterisi olarak kabul edilmiş. –ABD’nin demokrasi götürme vaadini bu çerçevede düşünebiliriz- Tüm dertleri bitip de Doğu’da macera peşine düşen şövalyeler ülkelerine döndüklerinde prestij açısından bir kat daha yükselmiş, var olan şereflerine bir kat daha şeref katmış oldular. Emperyalizmde sadece uzaklardaki maddi değerleri toparlayıp onlara sahip olmak yoktur. Bunun devamlılığı açısından o topraklara sahip olmak ve orada yaşayanları da kendilerine benzetmek şarttır. Gelecek nesillerin eğitim sistemiyle ve alıştırılmış hayat düzeniyle Batı’ya bağımlı ve mecbur olmaları gerekir.
Yeri gelmişken kitabın tümüyle Batı düşmanı ve karşıtı bir zihinle yazılmadığını söylemeliyim. Dengenin çok iyi kurulduğunu ve kitabı okuduktan sonra katıksız bir Batı düşmanı olarak çıkmayacağınızı garanti ederim. İhtiyacımız olan şey düşmanlık değil empatidir. Ancak yapılanları bilmek ve tedbirleri de almak gerekir. Bu nedenle Batı dünyasında devletler eliyle yükseltilen İslamofobik yaklaşımlar küçümsenmeden, ciddiyetle değerlendirmeli ve Ortaçağ zihniyetinin hortlamasına engel olunmalıdır.
İbrahim Kalın, “Barbar, Modern, Medenî” ile ortaya bir şaheser koymuş. İçerik olarak son derece hacimli olan kitap neredeyse ansiklopedi tadında bilgiler sunuyor. Kavramlar, tarihi süreç, bakış açıları öyle güzel ve yerinde işlenmiş ki yeniden okuma gereği hissedeceksiniz.
Akla Batılı bir baba bulma uğraşıyla vakit kaybetmiyor
Akla ve tefekküre dayalı bir kitap olan “Perde ve Mânâ: Akıl Üzerine Bir Tahlil”de ise genel olarak İslâm’ın dışarıdan nasıl göründüğüne ilişkin konular ve İslâm’a karşı olan önyargılar ele alınıyor. Ayrıca eser tam bir felsefi bütünlük içinde zihinleri zorluyor.
Kitapta özellikle Ortaçağ’dan itibaren kurumsal olarak İslâm’a karşı geliştirilen öfkeli bakışın kaynakları ortaya konulmaya çalışılmış, birçok yanlı ve yanlış fikir dile getirilmiş ve bunlarla yüzleşilmiş. Örnek olarak İslâm’ın inandırıcı kaynaklardan ve ikna edici argümanlardan yoksun olduğu için kendini zorla kabul ettirdiği inancının temelsizliği açıklanıyor. Sözüm ona şiddetin kaynağının da bu kendini ifade edememe ya da inandırıcılık sorunu olduğu belirtiliyor. İbrahim Kalın, birikimi ve konulara hâkimiyetiyle suyun diğer tarafından yükseltilen bu iftira ile karışık haksız iddialara en makul cevapları vermesini biliyor.
Öte yandan Kalın’ın genel “homo sapiens” tanımı alıştığımız tanımlardan epey farklı. Kalın, bilhassa son dönemlerde biraz da ideolojik olarak geliştirilmiş bir tanımın peşinden gitmeyerek muazzam İslâm külliyatından faydalanıyor ve bu düşünce geleneğinden akıl ve hikmeti de yanına alarak bir anlam üretiyor. Bu anlamda akıl, sadece Aydınlanma Çağı düşüncesine ait bir özellik ya da o dönem ortaya çıkmış bir kavram değildir. Kitap bunu teyit ediyor ve akla Batılı baba bulma uğraşıyla vakit kaybetmiyor. Kitabın genel karakteristiği de bu zaten. Yani kavramları yerli kaynaklarla açıklamak.
“Perde ve Mânâ” tüm kavramları........
