SANDIK SİYASETİ DEĞİL DEVLET SİYASETİ KAZANACAK
Türkiye bir süredir muhalefetin kurduğu yapay seçim iklimiyle meşgul edilmek isteniyor. Her gün yeni bir “sandık” çağrısı, her gün yeni bir “erken seçim” korosu, her gün yeni bir siyasi ajitasyon… Oysa Ankara’nın önündeki gerçek gündem bellidir: seçim değil, devletin tahkimi; slogan değil, istikrarın tahsisi; polemik değil, Türkiye’nin yeni jeopolitik tahkimatıdır. Muhalefet sokakla tansiyon üretmeye çalışırken, devlet aklı sınır hattından enerji koridorlarına, ekonomiden diplomasiye kadar çok katmanlı bir mücadele yürütüyor. Türkiye bugün bir belediye meclisi tartışması değil, bir devlet refleksi yönetiyor.
Muhalefetin en büyük siyasi açmazı da tam burada başlıyor. CHP, bir yandan “sandık” diyerek toplumsal tansiyonu diri tutmaya çalışıyor, öte yandan kendi içinde aday, liderlik ve meşruiyet krizini büyütüyor. Özgür Özel’in kürsü performansı yüksek olabilir; ancak siyaset yalnızca sloganla, öfkeyle ve kalabalıkla yapılmaz. Devlet yönetmek, miting meydanında mikrofon sallamaktan ibaret değildir. Bugün CHP’nin ürettiği şey alternatif bir iktidar programı değil; kontrollü bir huzursuzluk siyaseti, sürekli alarm hali ve seçmen psikolojisini diri tutmaya dönük bir gerilim mühendisliğidir. “Sandık” kelimesini tekrar ederek iktidar kurulmaz; devlet ciddiyeti, kadro, plan ve strateji gerekir. Muhalefetin elinde ise bunların hiçbiri yok.
İktidar cephesinde ise tablo daha gerçekçidir. Cumhur İttifakı bugün romantik bir siyaset değil, zor coğrafyanın sert gerçekliği üzerinden pozisyon alıyor. Irak hattı, Suriye sınırı, Doğu Akdeniz, enerji güvenliği, Avrupa’nın çifte standardı, bölgesel ticaret yolları… Türkiye artık iç politikayı yalnızca iç politika olarak okumuyor. Bu ülkenin güvenliği ile ekonomisi, diplomasisi ile iç siyaseti aynı masada konuşuluyor. Devlet Bahçeli’nin Avrupa’ya dönük sert çıkışı da, Ankara’nın güvenlik merkezli yeni siyasal dili de bu yüzden tesadüf değil. Türkiye artık Batı’nın onayına göre değil, kendi jeopolitik zorunluluklarına göre pozisyon alıyor.
Muhalefetin kaçırdığı esas kırılma da burada: Türkiye eski Türkiye değil. Artık bu ülkede siyaset yalnızca Ankara kulislerinde, televizyon stüdyolarında ya da Saraçhane........
