menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

MEDYA İLE SİYASET ARASINDAKİ GÖRÜNMEZ FİNANS AĞI KİM KİMİ BESLİYOR?

47 0
previous day

Yılmaz Özdil ile Burhanettin Bulut arasında yaşanan tartışma, aslında iki ismin polemiğinden çok daha büyük bir gerçeği yeniden gündeme taşıdı.

Çünkü bu tartışma, Türkiye’de yıllardır herkesin bildiği ama herkesin yalnızca karşı taraf için dile getirdiği bir ilişki biçimini gözler önüne seriyor.

İktidar muhalefeti suçluyor.

Muhalefet iktidarı suçluyor.

Ama aynı yöntem kendi mahallesine geldiğinde herkes susuyor.

Oysa mesele kişiler değil, sistem.

Yıllardır “havuz medyası”, “fonlanan gazeteciler”, “besleme kalemler”, “maaşlı yorumcular”, “sipariş manşetler” gibi kavramlar üzerinden birbirimizi suçlayıp duruyoruz. Fakat ne gariptir ki bu kavramların hiçbirini kendi çevremize yakıştırmıyoruz.

Herkes kiri karşı tarafta görüyor.

Ayna ise hep örtülü kalıyor.

Oysa gazetecilik ile siyaset arasındaki ilişki son derece nettir.

Siyasetçi haberin konusu olur.

Gazeteci ise o haberi yapan kişidir.

Bu iki rol birbirine karıştığı anda hem demokrasi zarar görür hem de kamuoyunun haber alma hakkı.

Elbette medya bir ekonomik faaliyet yürütür. Reklam alır, sponsorluk yapar, abonelik sistemi kurar. Bunların tamamı meşru ve şeffaf olduğu sürece tartışılacak bir tarafı yoktur.

Sorun, gazetecinin kaleminin veya ekranının siyasi sadakatin karşılığı hâline gelmesidir.

Çünkü gazeteci fikir satabilir.

Ama kanaatini kiraya veremez.

Ne yazık ki Türkiye’de yıllardır konuşulan kulisler hep aynı hikâyeyi anlatıyor.

“Şu isim bizimle çalışıyor.”

“Şu kanala destek veriliyor.”

“Şu gazeteci aylık danışmanlık alıyor.”

“Şu köşe yazarı seçim döneminde sözleşme yaptı.”

Bunların hangisinin doğru, hangisinin yanlış olduğunu yargının ve somut delillerin ortaya koyması gerekir. Ancak ortada inkâr edilemeyecek başka........

© Diriliş Postası