MASADA ARTIK TÜRKİYE VAR: HAKAN FİDAN’LA YÜKSELEN HARİCİYE
Bir ülkenin diplomatik gücünü anlamak için kaç ülkeyle dost olduğuna değil, kriz çıktığında telefonunun kimler tarafından arandığına bakacaksınız. Daha önemlisi, birbirleriyle konuşmayan tarafların ikisi de sizinle konuşuyor mu?
Bugün Türkiye’nin dış politikadaki ağırlığını anlatan asıl mesele budur.
Ankara, Washington’la konuşuyor, Moskova’yla kapıları açık tutuyor. Kiev’le temasını sürdürüyor, Pekin’le yeni kanallar kuruyor. Körfez’de Suudi Arabistan ve Katar’la, bölgesel denklemde Mısır ve Pakistan’la çalışıyor. Gazze’den Suriye’ye, Karadeniz’den Kafkasya’ya kadar hemen her kritik dosyada Türkiye’nin adı var.
Ve bu yoğun diplomasi trafiğinin merkezinde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan var..
Son birkaç aya bakın.
Nisan ayında Antalya Diplomasi Forumu, farklı kıtalardan devlet ve hükümet temsilcilerini Türkiye’de buluşturdu. Fidan, forum kapsamında Ukrayna’dan Katar’a, Türk Devletleri Teşkilatı’ndan Gazze toplantısına kadar geniş bir diplomatik trafik yürüttü.
Temmuz ayında ise sahne Ankara’da kuruldu. Türkiye, 22 yıl sonra yeniden NATO Liderler Zirvesi’ne ev sahipliği yaptı. Fidan, NATO-Ukrayna Konseyi’nden ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesine, Avrupa’nın önde gelen dışişleri bakanlarıyla yapılan toplantılardan NATO’nun bölgesel temaslarına kadar zirvenin diplomatik merkezindeydi.
Şimdi başka bir fotoğrafa bakıyoruz.
İstanbul’da Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın dışişleri ve savunma bakanlarıyla genelkurmay başkanları aynı masaya oturuyor. Ardından Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar ile aynı uçakta Bişkek’e, Şanghay İş Birliği Örgütü Zirvesi’ne gidiyor.
Bir tarafta Washington.
Öte tarafta Moskova ve Pekin.
Türkiye’nin yeni dış politika doktrininin özeti belki de tam burada........
