ARŞİVLE SİYASET MÜHENDİSLİĞİ KASETİN GÖLGESİNDE DEMOKRASİ OLMAZ
Siyaset bazen kirlenir… ama bazı dosyalar vardır ki, kirlenmenin ötesine geçer; doğrudan çürümeyi işaret eder. Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım hakkında soruşturma dosyasına girdiği öne sürülen iddialar, eğer doğruysa, artık alıştığımız türden bir “yolsuzluk haberi” değildir. Bu, belediye ihaleleriyle, usulsüzlüklerle, zimmetle açıklanabilecek bir mesele değil. Bu, çok daha karanlık bir tabloyu işaret ediyor: İnsanların özel hayatlarını kayıt altına alarak güç devşirme ve bu verileri bir nüfuz aracına dönüştürme iddiası.
İddialar ürkütücü. Kendi mekânlarında yüzlerce kişinin özel görüntülerinin kaydedildiği, bu kayıtların sistematik biçimde saklandığı ve savcılık tarafından bilgisayarlardan elde edildiği öne sürülüyor. Bu doğruysa, ortada sadece ahlaki bir çöküş yok; aynı zamanda örgütlü bir kontrol düzeni var demektir. Çünkü böyle bir arşiv, sadece “izlemek” için tutulmaz. Böyle bir arşiv, kullanılmak için tutulur.
Ve tam burada mesele büyür.
Çünkü Türkiye bu yöntemi ilk kez görmüyor.
2010 yılında dönemin ana muhalefet lideri Deniz Baykal’ın özel görüntülerinin servis edilmesiyle yaşanan kırılma, yalnızca bir liderin istifası değildi. O kaset, Türkiye’de siyasetin özel hayat üzerinden dizayn edilebileceğinin miladı oldu. Bir kaset yayınlandı ve bir partinin lideri gitti. Ama sadece o mu gitti? Hayır. O kasetle birlikte bir siyasi hat değişti, bir kadro tasfiye edildi, yeni bir yön çizildi.
Aynı yıl, Milliyetçi Hareket Partisi içinde peş peşe servis edilen kasetlerle çok sayıda........
