Osmanlıyı yeniden düşünmek
Yıl 1982… Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nda okuyorum. Gazeteci-Yazar İlhan Bardakçı konferansa geldi. Salon tıklım tıklım dolu… Bardakçı, Türklerin tarihteki yerinden söz ederken Avusturya Televizyonu’nun (ORF) “Batışı İhtişamlı İmparatorluk” diye bir belgesel yaparak Osmanlının nasıl büyük bir devlet olduğunu anlattıklarını söyleyince salonda büyük protesto sesleri yükseldi. Okulda bulunan misafir öğrenciler de bu nümayişlere katıldılar. Afrika’dan gelen siyahî öğrenciler bile yarım yamalak Türkçeleriyle ortalığı ayağa kaldırdılar. Çok şaşırmış, Osmanlı hakkında söylenen ağır sözleri hayretle dinlemiştim. Sadece konferansta değil derslerde de Osmanlı, Türk tarihinin “kara bir lekesi” olduğunu ifade eden, hatta böyle bir Türk Devleti olmadığına dair yorumlar dinlerdik. Azınlık bir öğrenci grubuyla onlara cevap vermeye çalışırdık. Maalesef gazetecilik eğitimi alan öğrencilerin ekseriyetinin tarihimize bakışı bu minval üzereydi. Bu yaklaşımlarının temelinde kendilerinin de çok bilmedikleri “Marksist bakış açısı ” yatıyordu.
Aslında yukarıdaki örnek ülkemizin her yerinde yaşanıyordu. Bu bakış açısı, sol ideolojilerin zehirlemelerinin yanı sıra Osmanlı topraklarında kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi politikalarında da zaman zaman kendine yer buluyordu. Büyük bir devletin bakiyesi olan yeni devlet, kendisini öncekinden ayırmak için bunu bir propaganda aracı olarak görüyordu. Sol siyaset için Osmanlı, yıllarca bütün........
