TÜRK SİNEMASI NASIL KURTULUR?
Yılmaz Erdoğan geçtiğimiz günlerde sinemanın yeniden sahaya dönmesi gerektiğini söylerken önümüzdeki yıl için Vizontele 3’ü işaret etti. Cümle kısa sürede tartışmaya açıldı. Onur Ünlü de meseleyi daha geniş bir tarih ve sinema perspektifinden ele alan bir cevap verdi.
Aslında tartışmanın kendisi bile Türk sinemasının içinde bulunduğu durumu anlatmaya yetiyor. Çünkü biz uzun zamandır Türk sinemasını kurtarmaya çalışıyoruz.
Bir dönem korsandan kurtarıyorduk. Sonra televizyondan kurtardık. Ardından Hollywood filmlerinden, dijital platformlardan, salon işletmecilerinden, patlamış mısırdan, yüksek bilet fiyatlarından kurtarmaya başladık. Fakat nedense bütün bu kurtarma operasyonlarının sonunda kaybettiğimiz şey hep seyirci oldu
Yılmaz Erdoğan bu tartışmaya yabancı bir isim değil. 2019 yılında yaşanan ve tarihe biraz da tuhaf biçimde “patlamış mısır krizi” olarak geçen tartışmanın en önemli aktörlerinden biriydi. Yapımcılarla büyük sinema salonu zincirleri arasındaki gelir paylaşımı kavgası büyümüş, filmler ertelenmiş, sektör haftalarca kimin haklı olduğunu tartışmıştı.
Yılmaz Erdoğan o günlerde çok güzel bir cümle kurmuştu. Eskiden filmin yanında mısır yenildiğini, artık mısırın yanında film izlendiğini söylüyordu. Haklıydı. Fakat aradan geçen yıllarda problem daha da büyüdü.
Bugün artık mesele mısırın yanında hangi filmin izlendiği bile değil. Mesele insanların o mısırı almak........
