Allah adın zikredelim evvelâ…
Ceyda Düvenci'nin programına konuk olmuştu geçen gün Sinan Canan. Program, sunucunun “diğer konuklarım alınmasın ama en sevdiğim konuğum” sunumuyla başladı. Bırakın diğer konukları, programı ilk defa izleyen ben bile tuhaf bir huzursuzluk hissettim bu cümleyi duyunca, ne gerek vardı böyle bir ifadeye, birini sevdiğini söylemenin ya da onu övmenin yolu bu olmamalı, diğerlerini incitmeden de yapılabilirdi bu, düşünceleri ile başladım programı izlemeye.
Sinan Canan'ın kitaplarını okumadım, bizim seminer döneminde videolarını izlememizi önermişti Millî Eğitim Bakanlığı, oradan tanıyorum kendisini ve “reels” videolarından.
Bu sohbette bahsettiği konular çerçevesinde değerlendireceğim fikirlerini.
“Bilge'yi çağır” mottosunu pek beğendi Ceyda hanım. “Bir kararsızlığa düştüğünde içindeki ‘bilge'yi çağır, o sana doğruyu gösterecektir” dedi Sinan Canan.
Program boyunca bu ve benzeri kişisel gelişim ve insanın ruhi tekamülü üzerine konuştular.
Konuştular...
Program bitince düşünmeye başladım, program boyunca bir kelime duyma umudumu korumanın ne büyük bir beklenti ve yanılgı olduğunu anlamanın hüznünü hafifletmek için de yazmaya karar verdim bu hislerimi.
Bir kelime...
Hakkını iade etmenin, ismini ifade etmenin, şânını âşikâr etmenin şükür; aksinin ise yani bile bile, varlığını hissede hissede görmezden........
© Dikgazete.com
