menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Köyümün Kokusu

13 0
20.07.2026

Ramazan Topraklı yazdı;

09-12 Temmuz 2026 Perşembe-Pazar günlerinde Isparta-Konya karayolundan Yalvaç’a ayrılan kavşaktaki Gelendost-Kötürnek [şimdi Madenli] köyünü Prof. Ali Erişen ile birlikte ziyaret ettik. Köyümün kokusu uzun zamandır beni çekiyordu. Ali Beyin gezme teklifini hemen kabul ettim. Kimileri buna memleket hasreti, kimileri vatan sevgisi der. Her neyse köyümün kendine has bir kokusu var. Bu, doğup büyüdüğün toprakların, bu topraklardaki acı tatlı hatıralarımın, komşularımın, eşimin dostumun, hısım akrabamın, kardeşlerimin, anamın, babamın kokusuydu. Bu koku, evin yanındaki ağaçların, ağaçlarda ötüşen, cıvıldaşan kuşların, Taşkoru’daki, Güdülkorusu ve Yenikoru’daki meşe ağaçlarının, Karakoru’daki kokulu ardıçların kokusuydu. Bu koku, mavi mavi çiçek açmış güneklerin [hindiba], kırmızı, beyaz, pembe çiçekler açmış gülfatmaların [gülhatmi, hatmi], sığırkuyruklarının [yalangıların; yılangaların] kokusuydu. Bu koku, çıplak Kızılkaya’nın, kuzu güttüğüm ve Zıybıncak’ında kaydığım Yaka’nın kokusuydu. Bu, yok edilen Arıkaltı’nın, yok edilen Namazgâh’ın, sadece arkının duvarı kalmış Ecirler’in Değirmeni’nin, köy odalarının, cenaze namazlarımızı kıldığımız Harmanyeri’nin hüzünlü kokusuydu.

Bu koku, 500 yıl önceki Çukurpara, Malta, Selbasan [Erbasan], Süpürgelik ve Nabellez [Naib İlyas] mezraları ve İt-burnı, Terziler, İliman Dalılar, Güdül, Dereağzı, Kötürnek, Eğriler, Büğdüz, Bahtiyar karyeleri ile Şeh Edebalı ve Burçaklı Şeyh’in kokusuydu. Bu, Taşköprü, Gökyerköprüsü ve 3500 senelik bir mazisi bulunan Kral Yolu’ndan geçen orduların ve seyyahların; Ezop’un, Spartaküs’ün, İmrüulkays’ın, Sahabe Fedale b. Ubeyd’in, Uluborlu’yu fethe giden Halife el-Mu’tasım ile Aşina et-Türkî [Muhammed b. İbrahim], Vasîf et-Türkî, İnak et-Türkî ve Afşin’in [Haydar b. Kâvûs] kokusuydu. Bu koku, 1176 yılının Eylül ayında Kötürnek’te ordugâh kuran Kılıcaslan’ın, Alâeddin Keykubad ile oğlu olduğunu iddia eden Koterinus Ahmed ve Ertuğrul’un atası Oğuz Melik’in [Kaya Bey] kokusuydu.

Bu, aman verilmesine rağmen 1262 yılında Şarkîkaraağaç’ta şehit edilen Uc Gâzîsi Şeh Menteş’in [Mehmed Bey] ve onun yanındaki kahraman Uc Türkmenlerinin kokusuydu. Bu koku Mesleme’nin, Hüseyin b. Müslüm el-Antakî’nin [Battal Gâzî], Hasan b. Kahtaba’nın, 891 yılında Şarkîkaraağac’ı kuşatırken yaralanan ve Tarsus yolunda şehit olan Yazmaz’ın, 931’de Uluborlu’yu zabteden Tarsus Emir’i Semel’in kokusuydu. Bu, 907 yılında Gelendost’a [el-Leys] kadar gelen Ahmed b. Kayıglıg’ın, 1074’de Anadolu eyaletini fetheden Süleymanşah’ların, Kılıcaslan’ların, Şahinşah’ların, Mes’ûd’ların, 1211’de Kemer Boğazı’nda şehit düşen Gıyaseddin Keyhüsrev’in kokusuydu.

Bu koku, Hamid Beylerin, Aydın Beylerin, Hamid oğlu İlyasların ve sonu gelmez tarihimin kokusuydu.

Köyümde ne vardı da, kokusu, beni hep kendine çekti. Bu belki de, zayıf kalbimin duygu dolu sesiydi.

Ah benim herkesin “yol geçen hanı” yaptığı garip köyüm. Ah benim garip Anam, Anacığım, güzel Anam…

Bu koku, yine beni kendine çekti. Saat 05.30; sabah serinliğinde Çukurambar’daki evimin önünden sözünü ettiğim köyümün bulunduğu bölgeye hareket ettik. Saat 07.00 civarında Polatlı Tarım İşletmelerinde mola verdik. Ali Hocam çeşme başında bir çorba yaptı. Sonra yola koyulduk. Saray, İmamoğlu, Hacıfakılı, Böğrüdelik, Yunak, Mevlütlü, Pazarkaya Tuzlukçu ayrımı ve Ortaköy üzerinden Saat 09.00 sularında Akşehir’e vâsıl olduk. Niyetimiz Batı Cephesi Karargâhı Müzesini ziyaret. Önce sabah yürüyüşlerinden arkadaşım olan Dr. Ali Güçlü’nün selamını müze meydanındaki Hayat Eczanesi sahibi Hasan Rıza Uslu’ya ilettim. Onun çay ikramından sonra müzeyi gezdik ve alttaki resimleri çektik. Atatürk’ün giysileri, silâhlar vs. sergilenmişti. Müze, Akşehir’in ilk belediye binası. İstiklâl harbinin planları burada yapılmış. Oradan hareketle Nasrettin Hoca, Müftülük, Bermende [Savaş], Engili [eski Patrik] köyü üzerindeki yeni yoldan Sultandağı’nı tırmandık; Harlak ve Cankurtaran’ı geçerek Yellibel’deki suyun başında mola verdik. Ne hikmetse su kaynakları ovada değil, hep dağ başlarında idi.

Yellibel 1680 rakımlı. Tarihçi, Ebraϊke için Eber, Augustopolis için İshaklı [Sultandağı] der ve Konya’ya giden Haçlıları önce Sultandağları üzerinden Yalvaç’a, sonra da Yellibel’den Engili’ye atlatır. Buraları hiç görmeden masa başı; yalan yanlış makaleler/ kitaplar yazarlar da, doktor ve profesör olurlar. Hâlbuki Ebraϊke Şuhut, Augustopolis Şuhut-Çobankaya köyü idi. Haçlılar, 1250 rakımlı Bozdurmuşbeli ve Kemer Boğazı yoluyla Yalvaç’a; oradan da Kıreli’ye kadar Kral Yolu, sonra da via sebaste ile Hüyük ve Devrent-çam üzerinden Konya’ya gelmişlerdi.

Sultandağları’nın sâkini Yörükler; şimdilerde Cankurtaran’daki yaylada “Yörük Şenliği” yaparlar. Cankurtaran, organik tarım yapar, güzel çileği olur. Orman Genel Müdürlüğü bu dağı........

© Dikgazete.com