Mansur, Silivri’ye doğru yavaş yavaş!..
Ömür Çelikdönmez yazdı;
Mansur, Silivri’ye doğru yavaş yavaş!..
Osman Hamdi Bey'in ünlü Kaplumbağa Terbiyecisi tablosu, yıllardır değişimin yavaşlığına ve büyük beklentilere rağmen sınırlı sonuç üreten süreçlere dair yapılan yorumlarla gündeme gelir. Ankara siyasetine bakıldığında, bu tablo ile Mansur Yavaş'ın siyasi yolculuğu arasında ironik bir benzerlik kurmak mümkündür.
Beypazarı'nda iki dönem belediye başkanlığı yapan, ardından MHP'nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı olan, daha sonra CHP saflarında aynı göreve talip olup nihayet 2019'da Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Mansur Yavaş'ın siyasi kariyeri, sabırla ama yavaş yavaş ilerleyen uzun bir yolculuğu andırmaktadır.
Ancak bugün eleştirilen nokta, bu uzun siyasi yürüyüşün kendisi değil; Ankara'nın da aynı yavaşlıkla yönetildiği yönündeki algıdır. Bir zamanlar Beypazarı'nda başarı hikâyesi yazan ve yıllar süren siyasi mücadelenin ardından başkentin yönetimine gelen bir isimden beklenen, Ankara'yı çağdaş ulaşım sistemleriyle, güçlü altyapısıyla ve planlı şehircilik anlayışıyla geleceğe taşımasıydı.
Buna karşın birçok Ankaralı, yedi yılın sonunda trafik, ulaşım ve altyapı sorunlarının hâlâ çözüm beklediğini düşünüyor. Bu nedenle bazıları için Mansur Yavaş'ın siyasi hikâyesi, artık sadece soyadıyla değil, Osman Hamdi Bey'in meşhur tablosuyla da anılır hâle gelmiştir: Sabırla bekleyenler çoktur, ancak beklenen değişimin hızı konusunda tartışmalar da bir o kadar yoğundur.
Ankara ve kaplumbağa terbiyecisinin yedi yılı…
Mansur Yavaş göreve geleli 7 yıl oldu. Bu süre içinde Ankara’yı ileriye taşıyacak kayda değer hizmetler göremedik. Altyapı sorunları büyük ölçüde devam ediyor; sonbaharda yine sel haberleriyle karşılaşacağımız yönündeki endişeler sürüyor. Bir kilometre bile yeni raylı sistem hattı hizmete alınmadı, trafik ise her geçen gün daha da ağırlaşıyor.
Borç bahanesine sığınılmamalı. Ankara gibi Türkiye’nin başkentinde, güçlü bir vizyon ve etkin bir yönetim anlayışıyla kentin temel sorunlarına daha kapsamlı çözümler üretilebilirdi. Bana göre gerçek belediyecilik; şehri güzelleştirmek, metro ve ulaşım yatırımlarını hayata geçirmek, altyapıyı yenilemek ve bunları yaparken ihtiyaç sahiplerini de destekleyebilmektir.
Mansur Yavaş döneminde sosyal yardımlar ön plana çıktı. Ancak kentin kronik sorunlarının çözümünde aynı başarıyı görmek mümkün olmadı. Bugün trafik ve sel riski gibi problemler hâlâ Ankara’nın en önemli gündem maddeleri arasında yer alıyor. Orta sınıfın ve üretken kesimlerin vergileriyle sürdürülen sosyal yardım politikalarının tek başına yeterli olmadığı kanaatindeyim.
Sürekli yardım dağıtmak yerine insanların kendi ekonomik güçlerini kazanmalarını sağlayacak politikalar geliştirilmelidir. Aksi hâlde toplum üretkenleşmek yerine yardımlara bağımlı bir yapıya sürüklenebilir.
Cumhuriyet’in başkentine yakışan; güçlü bir altyapı, modern ulaşım ağı ve planlı şehirciliktir. Avrupa başkentleriyle kıyaslandığında Ankara’nın trafik ve ulaşım sorunları hâlâ ciddi boyutlardadır. Yetersiz ödenek ya da organizasyon eksikliği nedeniyle birkaç günde tamamlanabilecek işler haftalarca sürebilmekte, iki yürüyen merdivenin onarımı bile zamanında yapılamamaktadır.
Buna rağmen söylem düzeyinde büyük iddialar dile getirilmektedir. Eğer belediye yönetimi, görevini eksiksiz yerine getirebilseydi, önceki dönemlere yönelik eleştiriler de bu kadar karşılık bulmazdı.
Siyasi destekle veya sloganlarla Ankara’nın sorunları çözülmüyor. Bir yöneticinin yalnızca dürüst olması ya da kişisel çıkar sağlamaması üzerinden sürekli övülmesi, tek başına bir başarı ölçütü olarak kabul edilemez. Bu durum, toplumsal beklentilerin düşürülmesi sonucunu doğurur. Oysa Ankara’nın yıllardır çözüm bekleyen pek çok sorunu hâlâ ortadadır. Başkentin artık mazeretlere değil; somut, kalıcı ve geleceğe yön verecek hizmetlere ihtiyacı vardır.
Mansur Yavaş: denge siyasetinin ustası mı, kararsızlığın temsilcisi mi?
Mansur Yavaş, sağ gösterip sol vuran politik duruşlu bir siyaset fenomeni. Maslahat gözetmekte usta. Tam bir ne şiş yansın ne kebabçı. Çok şey konuşup hiçbir şey söylememe konusunda çok mahir. Ayrıca iş bilmez bir sürü personele belediye kadrolarını tahsis etmekte üstüne yok. Onlar da şıp demiş başkanlarının burundan düşmüş.
Son CHP krizinde yaptığı açıklama tam da onu anlatıyor. Hatırlarsanız Özgür Özel'in Ankara İl Başkanlığı önünde düzenlediği mitingde yer almış, miting sonrası beyaz gömlekli Cem Uzan özentli, yasal olmayan genel başkanı ile birlikte Anıtkabir'e yürümüştü.
Sonra kalkıp, CHP grup toplantısında kimin konuşacağı tartışmalarına ilişkin CHP Genel........
