Ayhan Bilgen’in uyarıları Özgür Özel’in çıkmazını nasıl açıklıyor?
Ömür Çelikdönmez yazdı;
Ayhan Bilgen’in uyarıları Özgür Özel’in çıkmazını nasıl açıklıyor?
Ankara gerçekten farklı bir başkent. Süleyman Demirel'e atfedilen ve Türk siyasetinin en çok tekrarlanan sözlerinden biri şudur: “Siyasette 24 saat çok uzun bir süredir." Bu söz, siyasette dengelerin, ittifakların, şartların ve aktörlerin ne kadar hızlı değişebildiğini anlatır. Bugün imkânsız görünen bir gelişme, yarın siyasetin yeni gerçeği haline gelebilir.
Yakın siyasi tarihimiz, Demirel'in bu tespitini doğrulayan sayısız örnekle dolu. Ancak Ankara siyasetini anlatan bir başka söz daha var ki, en az bunun kadar anlamlıdır: “Şüyuu vukuundan beterdir.” Yani bir olayın kendisinden çok, dedikodusu, söylentisi ve kulislerde konuşulması etkili olur.
Nitekim son günlerde Ankara kulislerinde dolaşan, Ayhan Bilgen'in CHP'de yaşanan gelişmelerle ilgili MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüştüğü yönündeki iddialar da tam olarak böyle bir durum oluşturuyor. İddianın doğru olup olmamasından bağımsız olarak, konuşuluyor olması bile başlı başına siyasi bir etki yaratıyor.
HDP eski Milletvekili ve Kars eski Belediye Başkanı, sağ duyulu siyaset ve fikir insanı Ayhan Bilgen’in sosyal medyadaki bir paylaşımını dikkatle okuyunca Türkiye politik kulvarında önemli değişikliğin eşiğinde olduğumuzu düşündüm. Böyle düşünmeme tek başına sebeb olan sadece okuduğum paylaşımı değildi elbet.
Bu paylaşımından önce; sosyal medyada yer alan haber içeriklerinde Ayhan Bilgen'in, Kılıçdaroğlu'nun başdanışmanı olacağına dair iddialardan söz edilmesiydi. Bilgen, herhangi bir makam beklentisi içerisinde olmadığını, önemli olanın Türkiye siyasetine katkı sunabilmek olduğunu, halen de çeşitli şekillerde katkı sunmaya çalıştığını belirterek, bunu bir görev ya da unvanla sınırlandırmadığını ifade etmişti.
Paylaşımın içeriğine gelince şöyle; “Siyasette her türlü vesayete karşı tavır alınmalıdır. Belediye vesayeti gibi parlamenterizm hastalığı da, halk iradesine dayanan politika üretmenin önündeki engellerdir.”
Vesayetin hukuki anlamı ve siyasi kullanımı…
Öncelikle genç okuyucular için vesayet ve parlamenterizm kavramlarının Türkçe anlamlarını belirtelim. Vesayet, reşit olmayan veya akıl sağlığı, bağımlılık, kötü yaşam tarzı gibi nedenlerle kendi işlerini göremeyecek durumda olan kişilerin (kısıtlıların) haklarını korumak adına, mahkeme tarafından bir vasi atanarak koruma altına alınmasıdır. Kısacası; kendi kararlarını alamayan bir kişinin hukuki ve finansal haklarının, devlet eliyle atanan bir vekil tarafından yönetilmesidir.
Siyasal yönetim mekanizmalarında belediye vesayeti, büyükşehir belediye başkanlarının yerel yönetimlerden elde ettikleri geniş bütçe, kitlesel destek ve kurumsal gücü kullanarak kendilerini bağlı bulundukları siyasi partinin genel merkezinden ve liderliğinden daha etkili bir konuma yerleştirmesidir. Bu yaklaşımda yerel aktörler, doğrudan halk desteğine dayanmanın verdiği meşruiyetle parti hiyerarşisini esneterek genel başkanları yönlendirme, parti politikalarını tayin etme ve genel merkez üzerinde bir denetim odağı oluşturma eğilimi gösterirler.
CHP'de parti içi vesayet tartışmalarında İmamoğlu etkisi…
Nitekim Ekrem İmamoğlu'nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde elde ettiği güçlü siyasi profili, adaylık ofisleri ve kitlesel delege gücünü konsolide ederek CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve parti yönetimi üzerinde belirleyici, strateji dayatıcı ve yönlendirici bir ağırlık kurması, yerel gücün parti içi merkezi otoriteye karşı bir vesayet odağı haline gelmesinin somut bir örneğidir. Anlayış, parti içi dengelerin yukarıdan aşağıya değil, yerel gücü elinde tutan figürlerin ağırlığıyla aşağıdan yukarıya doğru yeniden şekillenmesini esas alır.
Parlamenter sistemin temel özellikleri…
Parlamenterizm ise hükümetin meşruiyetini doğrudan parlamentodan aldığı ve ona karşı siyasi olarak sorumlu olduğu yönetim sistemidir. Yürütme organının iki başlı olduğu bu yapıda, devlet başkanı, sembolik yetkilere sahipken, asıl icra yetkisi parlamentonun içinden çıkan ve güvenoyuna tabi olan başbakan ve bakanlar kurulundadır. Yasama ve yürütmenin iş birliğine dayanan bu modelde halk parlamentoyu seçer, hükümet ise parlamentonun güvenini koruduğu sürece görevde kalır.
Günümüz Türkiye’sinde Parlamenterizm değil Partili Cumhurbaşkanı yönetimi yürürlüktedir.
Ayhan Bilgen'in vesayet ve parlamenterizm eleştirisi…
Ayhan Bilgen'in paylaşımından hareketle söylenmek istenen; siyasetin ister bürokratik, askerî veya yargısal vesayet biçimleriyle, isterse yerel yönetimlerden kaynaklanan yeni güç odaklarıyla şekillendirilmesine karşı çıkılması gerektiğidir. Bilgen, halkın doğrudan iradesine dayanan siyasetin hem parti içindeki güçlü belediye başkanlarının genel merkez üzerinde baskı kurmasından hem de parlamenter sistemlerde görülen koalisyon pazarlıkları, parti oligarşileri ve dolaylı temsil mekanizmalarının ürettiği siyasal........
