Atatürk’ten Stalin’i çıldırtan hamle: Paris’ten Ankara’ya getirilen Beyaz Rus dansöz!
Ömür Çelikdönmez yazdı;
Atatürk’ten Stalin’i çıldırtan hamle: Paris’ten Ankara’ya getirilen Beyaz Rus dansöz!
Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi’ndeki belgelere göre olay, İçişleri Bakanlığının 16 Şubat 1937’de Başbakanlığa gönderdiği yazıyla başladı. Bakanlık, Paris’te bulunan, Nansen pasaportu taşıyan Beyaz Rus dansçı Valeria Ponatchevnaia Ellanskaia’nın Ankara Palas’ta bir ay süreyle sahneye çıkabilmesi için Türkiye’ye gelmesine izin verilmesini istedi.
Talep ertesi gün Bakanlar Kurulunda görüşüldü; 17 Şubat 1937 tarihli kararname Başbakan İsmet İnönü ve bakanlar tarafından imzalandıktan sonra Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün onayıyla yürürlüğe girdi. Kararın ardından Paris’ten Türkiye’ye gelen Ellanskaia, Ankara Palas’ta sahne almaya başladı; dönemin Ulus gazetesinde de gösterilerinin ilanları yayımlandı.
Türkiye’de kalış süresi daha sonra yine İçişleri Bakanlığının talebiyle, 20 Nisan ve 14 Mayıs 1937 tarihli iki ayrı Bakanlar Kurulu kararıyla birer ay uzatıldı. Böylece Beyaz Rus dansçının Türkiye’ye gelişi ve Ankara’daki ikametinin devamı için Atatürk’ün imzasını taşıyan hükümet kararları çıkarılmış oldu.
Valeria Ponstchevnaia Elanskaia Alan mı, Rus mu, Tatar mı?
Valeria Ellanskaïa'nın kendi anlatımına göre çocukluğu Rusya'nın kuzeyinde varlıklı bir aile içinde geçti. Dans eğitimine de burada başladı ve henüz genç yaşta hayır etkinliklerinde sahneye çıktı. 1917 Devrimi sonrasındaki Kızıl Terör sırasında ailesiyle birlikte Rusya'dan kaçtı. Sonraki yıllarda ailesiyle birlikte yoksulluk, soğuk ve açlık içinde yaşadı; geçimlerini sağlamak için düşük ücretli turnelere katıldı.
1920'lerde yolu Paris'e uzandı. Fransız kaynaklarında adı Valeria Ellanskaia / Valéria Ellanskaïa biçiminde geçmektedir. 1927'de fotoğrafçı G. Mandel tarafından sahne portreleri çekildi; Ratil imzalı litografi afişleri hazırlandı. Paris'in eğlence dünyasında ve Casino de Paris sahnesinde de yer aldı.
Ellanskaïa'nın Paris Operası'yla ilişkisini doğrulayan önemli bir birincil kaynak, İsviçre'de yayımlanan Le Mouvement féministe dergisinin 1930 tarihli 331. sayısıdır. “Valeria Ellanskaïa, premier sujet de danse à l’Opéra” başlıklı yazıda kendisi Opera'nın üst düzey dansçılarından biri olarak tanıtılır.
Valeria bu röportajda Paris Operası'na girdiğini ve burada “en yüksek basamağa” ulaştığını anlatır. Sabah ders, öğleden sonra prova, akşam ise gösterilere katıldığını; ayrıca özel davetlerde ve École Polytechnique'in etkinliklerinde dans ederek ailesinin geçimini sağladığını söyler. O tarihte annesi, erkek kardeşi ve kız kardeşiyle Paris'te yaşamaktadır.
1933-1935 yıllarında İspanya'daki gösterilerde “Paris Operası'nın Rus dansçısı Valeria Ellanskaia” olarak tanıtıldı. 1937'de ise Türkiye'ye geldi. Türk belgelerinde Nansen pasaportlu, Rus asıllı Valeria Ponatchevnaia Ellanskaia adıyla karşımıza çıkmaktadır.
Etnik kökeni neydi? Alan mı, Rus mu, Tatar mıı? “Ellanskaia/Yelanskaya” adının Rusya'daki Yelan/ Yelanskaya yer adlarıyla veya bozkır coğrafyasıyla bağlantılı olması mümkündür. Eski Türkçede “alan” kelimesi “ova, geniş düzlük, bozkır” anlamında kullanılır. Bu nedenle Rusya'daki bazı Yelan/ Yelanskaya yer adlarının bozkır veya düzlük kavramıyla ilişkili olması mümkündür.
Ayrıca Alanlar da tarihsel olarak Kuzey Kafkasya, Don ve Volga bozkırlarında yaşamışlardır. Aynı geniş coğrafyada Tatar, Başkurt ve diğer halkların bulunması, Valeria'nın Slav haricinde farklı bir etnik kökenden gelmiş olabileceği ihtimalini doğurur.
Bilinen Kuzey Rusya'da varlıklı bir ailede yetiştiği, Kızıl Terör'den kaçarak Avrupa'ya sığındığı, Paris'te dans kariyeri yaptığı ve daha sonra Nansen pasaportuyla Türkiye'ye gelen Rus mülteci bir sanatçı olduğudur.
Valeria Ponstchevnaia Elanskaia'nın Ankara daveti ve ilk sahne günleri…
Yirminci yüzyılın başlarında faaliyet gösteren ünlü Rus balerin ve baş dansöz Valeria Ponstchevnaia Elanskaia, 1937 yılında Ankara Palas'ta düzenlenen müzikli, danslı ve kültürel programlarda sahne almak üzere Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin davetiyle Ankara'ya geldi. Dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk ve Bakanlar Kurulu'nun imzasıyla, 17 Şubat 1937 tarihinde, sanatçının Fransa'dan Türkiye’ye gelmesine izin verilmesini için özel bir kararname çıkarıldı.
Ankara Palas'taki kültürel etkinliklerde sahne alan Elanskaia'nın performansı büyük ilgi gördü. Bunun üzerine sanatçının, o dönemde Ankara'da açılan ve ülkenin ekonomik atılımlarını sergileyen tarihî Kömür Sergisi etkinliklerinde de sahne alması istendi. Bu amaçla nisan ve mayıs aylarında peş peşe iki kararname daha çıkarılarak Elanskaia'nın Türkiye'deki kalış ve sahne alma süresi resmî olarak uzatıldı.
Ereğli Kömür İşletmeleri Fransızlardan alınarak millileştirildi...
Türkiye'nin uluslararası ölçekte düzenlediği ilk sergi olan ve İktisat Vekili Celal Bayar'ın imzasını taşıyan Beynelmilel Kömür Sergisi, Ankara Sergievi'nde 23 Nisan-23 Mayıs 1937 tarihleri arasında açık kaldı. Türk şirketlerinin yanı sıra 12 ülkeden 56 firma sergiye katıldı. Almanya'dan 29, Avusturya'dan yedi, ABD'den beş, İngiltere'den üç; Belçika, Çekoslovakya, Fransa ve Yunanistan'dan ikişer; Hollanda, İtalya, Macaristan ve Yugoslavya'dan ise birer firma ürünlerini sergiledi.
Dönemin önemli gazetelerinden Ulus, 23 Mart 1937 tarihli nüshasında Elanskaia'dan ve Ankara'daki performanslarından övgüyle söz etti. Valeria Elanskaia, erken Cumhuriyet döneminde Ankara'nın sosyal ve kültürel hayatını canlandırmak ve Batı standartlarındaki sahne sanatlarını başkentte izleyiciyle buluşturmak amacıyla devlet eliyle davet edilen uluslararası sanatçılardan biri olarak dönemin kültür hayatında yerini aldı.
Valeria Elanskaia'nın Ankara'ya getirildiği ve Beynelmilel Kömür Sergisi'nin düzenlendiği 1937 yılı, Fransızların elindeki Ereğli Kömür Şirketi'nin de devlet tarafından satın alındığı yıldır.
Hatta 3146 sayılı Kanun 31 Mart 1937'de, yani Ankara'daki Kömür Sergisi'nin 23 Nisan'daki açılışından yalnızca birkaç hafta önce kabul edilmişti.
Kömür Sergisi yalnızca ticari bir fuar değil, Cumhuriyet'in kömür sektöründe yabancı imtiyazlarından millî işletmeciliğe geçişini vitrine çıkardığı sembolik bir organizasyondu.
1937'de Ankara, Cumhuriyet'in ekonomik bağımsızlık ve modernleşme politikalarının vitrini hâline gelmişti. Fransız sermayesinin elindeki Ereğli kömür işletmeleri devlet tarafından satın alınırken, 23 Nisan'da açılan Beynelmilel Kömür Sergisi ile Türkiye'nin sanayi ve kalkınma hamlesi uluslararası alanda sergileniyordu.
Aynı dönemde Paris sahnelerinden Ankara'ya getirilen Valeria Elanskaia'nın kültürel programlarda yer alması ise Cumhuriyet'in millî ekonomi ile çağdaş Batı kültürünü birlikte yürütme anlayışının dikkat çekici bir örneğiydi. Böylece Ankara'da ekonomik egemenlik, sanayileşme ve modern kültür aynı dönemde aynı vitrinde buluşuyordu.
Cumhuriyet'in kültür ve diplomasi merkezi Ankara Palas…
Elanskaia'nın sahne aldığı Ankara Palas, yalnızca lüks bir otel değil, Mustafa Kemal Atatürk'ün “Doğu'dan Batı'ya........
