menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Malazgirt kapısında bir zikir halkası

3 0
26.08.2026

Mehmet Yıldırım yazdı;

Malazgirt kapısında bir zikir halkası

Bazı fetihler kılıçla başlar. Bazıları kalpte.

Türkler, Müslüman Araplarla yani Emevi Devletinin ordusuyla bir süre çarpıştı; ama “Kılıç Zoruyla” Müslüman olmadı.

Türklerin Müslümanlaşması tek bir olayla değil, birkaç yüzyıla yayılan bir süreçle gerçekleşti.

751 Talas Savaşı sonrasında Türklerle Müslüman Araplar arasındaki ilişkiler arttı. Karluklar gibi bazı Türk toplulukları Müslümanlarla yakınlaştı.

Ticaret, komşuluk ve kültürel ilişkiler İslam’ın Türkler arasında yayılmasını hızlandırdı.

Türk hükümdarları ve yöneticilerinin İslam’ı kabul etmesi, toplumların dönüşümünü kolaylaştırdı.

10. yüzyılda Karahanlılar döneminde İslamlaşma büyük bir ivme kazandı. Satuk Buğra Han’ın Müslüman olması önemli bir dönüm noktasıdır.

Daha sonra Gazneliler ve Büyük Selçuklular gibi Türk-İslam devletleri ortaya çıktı.

27 Zilkade 463’e karşılık gelen 26 Ağustos 1071…

Malazgirt Ovası’nda iki ordu karşı karşıya geldi. Büyük Selçuklu Sultanı Muhammed Alparslan’ın ordusu sayıca üstün bir Bizans kuvvetinin karşısındaydı. Fakat Alparslan yalnızca asker sayısına bakmıyordu. Zamana, coğrafyaya, insan psikolojisine ve en önemlisi iradeye bakıyordu.

Alparslan beyaz elbisesini giyerek askerlerinin karşısına çıktı. Verdiği mesaj açıktı:

“Büyük bir zafer için ölümü göze almak gerekir.”

Malazgirt’in sırrı belki de burada saklıydı:

Önce irade, sonra hareket.Önce gönül, sonra meydan. Tasavvufî menkıbelerde, savaş öncesinde bir zikir ve dua halkasından da söz edilir. Malazgirt Yolunda zikir halkası kuruldu, muhtemelen. O halkada kılıç yoktu.

Dua vardı. Teslimiyet vardı. Birlik vardı.

Çünkü fetih önce insanın içinde başlar.

Korkuyu yenmeden meydan kazanılmaz.

Tereddüdü aşmadan kapı açılmaz.

Birlik olmadan güç, sadece kalabalıktır.

Malazgirt sadece bir savaş değildi!..

26 Ağustos 1071’de Sultan Alparslan’ın Romen Diyojen’i yenerek esir alması; Anadolu’nun geleceğini değiştiren büyük bir dönüm noktası oldu.

Zaferin ardından Türklerin; Anadolu’daki yerleşimi hızlandı ve yeni siyasi yapılar ortaya çıktı.

Bu yüzden Malazgirt’i yalnızca bir ordunun başka bir orduyu yenmesi olarak görmek eksiktir.

Malazgirt; bir coğrafyanın değişmesi, bir devlet aklının yeni bir zemine taşınması, bir güvenlik kuşağının........

© Dikgazete.com