menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gücün aynasında Türkiye: Komşuluk, vicdan ve devlet aklı

14 0
06.01.2026

Tarihe bakmak, tarihi okumak kolay değildir. Çünkü tarih yalnızca kazananları değil; acele edenleri, öfkeyle karar verenleri ve yanlış zamanda yanlış yerde duranları da kaydeder. Tarih, kaybedenleri de yazar.

Türkiye’nin dış politikadaki asıl sınavı da tam burada başlar: Gücünü aynaya baktığında ne kadar dürüst görebildiğiyle. Aynada yansıyan ne?

Bu coğrafyada komşularla barış içinde yaşanmış dönemler oldu. O dönemleri mümkün kılan şey ne silah üstünlüğüydü ne de ekonomik kudret. Asıl belirleyici olan; karşılıklı saygı, adalet duygusu ve ortak zemini koruyabilme çabasıydı. Dostluk, benzerliklerden değil; farklılıkları ötekileştirmeden birlikte yaşayabilme iradesinden doğar.

Bugün “güç” kelimesini çok kullanıyoruz. Ancak gücü yalnızca askeri envanterde, sert söylemlerde ya da caydırıcılık iddiasında aramak, bizi yanıltır. Kalıcı güç; adaletten sapmayan bir duruşta, ferasetli bir devlet aklında ve vicdanla desteklenen bir meşrutiyette saklıdır. Paranın satın alamadığı, silahın susturamadığı bir güç.

Toplumu ayrıştırmak kolaydır; çünkü her insanın parmak izi farklıdır. Zor olan ise bu farklılıkların üzerinde yükselen ortak insanlık zeminini koruyabilmektir. İnanç dünyamızın/İslam’ın merkezindeki tevhid anlayışı da tam olarak bunu anlatır: Ayrıştırarak değil, birleştirerek ayakta kalmak.

Dış politika duygularla değil, akılla yürütülür. Kısa vadede alkış alan kararlar, uzun vadede ağır bedeller doğurabilir. Devlet aklı; gerektiğinde acı ilacı içebilmeyi ama zehirle ilaç arasındaki farkı da ayırt edebilmeyi zorunlu kılar.

Türkiye’nin ihtiyacı olan şey reflekslerle değil, ilkelerle hareket eden bir dış politika anlayışıdır. İnançlı olmak, öfkeyle karar vermek değildir. Güçlü olmak, her masaya yumruğu vurmak hiç değildir. Asıl güç; yanlışta ısrar etmemek ve doğruyu savunurken bedel........

© Dikgazete.com