menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Durand Hattı’nda yeni düğüm: Asya’nın kronik krizinde Türkiye’nin dengeli diplomasi sınavı

5 0
30.06.2026

Mehmet Yıldırım yazdı;

Durand Hattı’nda yeni düğüm: Asya’nın kronik krizinde Türkiye’nin dengeli diplomasi sınavı

Gün geçmiyor ki, uluslararası basına Afganistan ve Pakistan arasındaki çatışma haberleri yansımasın. Bir tarafta askerler ölürken diğer tarafta siviller ölüyor.

Halbuki Müslüman olan bu iki devlet, ortak tarihi geçmişe ve aynı kültüre sahip. Farklı etnik kimlikleri barındırsa da sınırın her iki tarafında akraba toplulukları barındırıyor.

Uluslararası ilişkilerde bazı sınırlar vardır ki sadece haritaları değil, halkların kaderini ve bölgelerin geleceğini de ikiye böler.

Bugün Güney Asya’nın en kırılgan fay hatlarından biri, tam da böyle bir mirasın üzerinde yeniden hareketleniyor: Durand Hattı. 1893 yılında Britanya tarafından çizilen, Peştun nüfusunu ikiye bölen ve Afganistan tarafından hiçbir zaman resmi olarak tanınmayan bu yapay sınır; Pakistan-Afganistan ilişkilerinde bugün yine askeri tırmanışın ve karşılıklı hava saldırılarının merkez üssü konumunda.

Ancak kriz, sadece sömürge döneminden kalma bir sınır anlaşmazlığından ibaret değil. Karşımızda terör tehdidi, bölgesel rekabetler ve düzensiz göç dalgalarıyla örülmüş, çok katmanlı bir jeopolitik kördüğüm var.

Güvenliğin kırılgan sacayağı: Terör, ekonomi ve bölgesel riskler…

Bugün yaşanan gerilimin en sıcak fitili, karşılıklı suçlamalarla harlanan güvenlik açığıdır. Pakistan, kendi topraklarında kanlı eylemler düzenleyen Tehrik-e-Taliban Pakistan (TTP) unsurlarının Afganistan’da barındığını ve Taliban yönetiminden destek gördüğünü iddia ediyor.

Kabil ise bu suçlamaları kesin bir dille reddediyor. Geçmişte Pakistan’ın "stratejik derinlik" sağlama amacıyla desteklediği yapıların, bugün kendi sınır güvenliğini tehdit eden asimetrik bir unsura dönüşmesi ise tarihin ironik bir cilvesi.

Bu kronik gerilim, iki komşunun sınır hattında tam ölçekli bir savaşı tetikler mi? Sahadaki dinamikler, topyekûn bir savaştan ziyade; hava operasyonları, vekalet unsurları ve sınır çatışmalarıyla süren kronik, düşük yoğunluklu bir yıpratma sürecini en olası senaryo olarak önümüze koyuyor. Ancak bu düşük yoğunluklu gerilimin bile bölgesel maliyeti oldukça ağır:

Pakistan Açısından: Ülke içeride derin bir ekonomik kriz ve siyasi istikrarsızlıkla boğuşurken, batı sınırında yeni bir cephenin açılması iki cepheli (Hindistan ve........

© Dikgazete.com