NATO’nun Ankara zirvesi neyin habercisi?
Erhan Kuadzba, Moskova’dan yazdı;
NATO’nun Ankara zirvesi neyin habercisi?
Ankara'da 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde düzenlenecek olan 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, küresel güvenlik mimarisinin ve ittifak içi dengelerin yeniden şekillendiği kritik bir dönemde gerçekleşiyor.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ve üye ülkelerin açıklamalarına göre zirvenin ana gündem maddeleri üç temel sütun üzerine kurulmuş durumda:
1. Savunma yatırımları ve yüzde 5 GSYİH hedefi...
Zirvenin en çok tartışılan ekonomik ve askeri başlığı, üye ülkelerin savunma harcamalarını artırması olacak. Daha önce belirlenen yüzde 2'lik sınırın ötesine geçilerek, savunma yatırımlarının GSYİH'nin yüzde 5'ine kadar çıkarılması taahhüdünün takibi ve bu bütçelerin somut askeri yeteneklere dönüştürülmesi planlanıyor.
2. Savunma Sanayii, Üretim Kapasitesi ve "NATO 3.0"
İttifakın lojistik ve üretim gücünü artırmak amacıyla 7 Temmuz'da NATO Savunma Sanayii Forumu düzenlenecek.
Tedarik ve Zincir Güvenliği: Savunma sanayiinde üretim hatlarının hızlandırılması, tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi ve ortak alımlarda iş birliği masada olacak.
Transatlantik Dengeler: ABD'deki mevcut yönetim ile Avrupa kanadı arasındaki yük paylaşımı (Avrupa'nın kendi savunmasında daha fazla sorumluluk alması yönündeki "NATO 3.0" konsepti) tartışılacak.
Türkiye özelinde ise zirve öncesi ABD Kongresi'ne yapılan milli muharip uçak KAAN'ın jet motoru satışı gibi kritik savunma sanayii hamlelerinin ikili görüşmelerde geniş yer bulması bekleniyor.
3. Ukrayna'ya kesintisiz destek ve Rusya'yı çevreleme...
Rusya'nın Ukrayna'daki savaşının Avrupa güvenliği üzerindeki etkileri sıcaklığını koruyor. Zirvede:
Ukrayna'ya yapılacak askeri, mali ve endüstriyel yardımların sürdürülebilirliği kurumsallaştırılacak.
Rusya'nın hibrit tehditlerine, siber saldırılarına ve kritik altyapılara yönelik sabote girişimlerine karşı ortak bir direnç (rezilyans) stratejisi oluşturulacak.
Özetle; Ankara Zirvesi, sadece mevcut krizlere karşı kararlar almakla kalmayıp, NATO'nun önümüzdeki on yıllarda nasıl bir stratejik rota izleyeceğini ("nereye gideceğini") belirleyecek tarihi bir eşik olarak görülüyor.
Bu temelden ilerleyecek olursak yakın tarihte NATO üyesi ülkeler arasında bazı görüş ayrılıkları olduğunu zaten tüm dünya kamuoyu biliyor. Öncelikle benim beklentim bu zirvede üye ülkeler arasındaki anlaşmazlığın çözümü ve güçlü bir “birliktelik” mesajı taşıyacak olması.
Zaten ben, NATO içerisinde yaşanan tartışma süreçlerinin bu kadar kamuoyuna yansımasına hep kuşkuyla baktım. Bu aslında politik bir aldatmaca gibiydi. Bundaki en önemli gerekçem Ukrayna meselesi. Çünkü NATO’ya üye ülkeler........
